25 Nisan 2026 Cumartesi

" يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ " (BEYİN MAMCIKLAMASINA UĞRAMAYAK)

ALBAYIM; -Muhakkak- okumuşsundur lakin, tekraren okumanı -şiddetle- tavsiye ediyoruz? Çünkü bu topraklarda "EVLİYAYI - EŞKİYADAN, YİĞİTİ - İTTEN, VATANPERVERİ - HAİN KAHBEDEN" tefrik etmek (maziden - atiye) "AR - NAMUS" meselesi olagelmiştir? Yoksa, bir "NATO-GLADİO SİKERTMESİ, -NE İDÜĞÜ BELİRSİZ- (KIBRISLI) AMERİKAN OĞLANININ" en makbul milliyetçi - vatansever addedilerek, muteber sayılması "AKLA - İZANA - İNSAFA" aykırı olsa gerektir? Birde, "KİTAP SIKIYORUM AYAĞINA - KİTAP SIÇAN, (MABEDİ-HELA) ÇERKEZO DOMUZ SALAMI" ameri-kancığa, "LANET YERİNE - RAHMET DİLEMEK" akli - nakli muvazeneyi yitirmek - heder etmek bühtanına varır, kanaatindeyiz? "YA ALLAH - YA MUHAMMED - YA ALİ" (Amin-Ecmain). (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

24 Nisan 2026 Cuma

"BEŞTEPEYE FİRAVUNU GÖMME TÖRENİ?"

Yıl 2007, Yer: ABD. Türk General, üst düzey ABD'li yetkililere üç film izletti. Filmlerde ABD askerleriyle PKK'lıların açık işbirliği görülüyordu. Türk General, bu ilişkinin kabul edilemeyeceğini ve Irak'ın kuzeyinde bir devletin kurulmasına verdikleri desteğin Türkiye'nin çıkarlarıyla çeliştiğini söyledi. General, bunun sonlandırılması gerektiğini net bir dille ifade etti. ABD'li yetkililer şaşırmıştı. Türk Generalin konuşmasından sonra ABD'li bir Senatör yanına yaklaştı ve şunları söyledi: "Bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz General. İşinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim." Sonra mı? Bakın o Generalin başına üç yıl sonra neler geldi... Yıl 2011. Tutuklanan Albay cezaevine giderken şöyle haykırıyordu: "Ülkemizde pusuya düşürüldük. Sakarya Savaşı'nda ordunun yüzde 40'ı kaçtı. Diğerleri ise savaştı. Ben kaçmayıp savaşan bir dedenin torunuyum! Bu pusuyu kuranlar, Sakarya'da kaçanların torunlarıdır. Onlarla savaş şimdi başlıyor!" Mustafa Önsel, "Silivri'de Firavun Töreni" kitabıyla Milli Ordunun tasfiye sürecine çarpıcı yaşanmışlıklarla ışık tutuyor ve ekliyor: "SAKARYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR..."
Beşiktaş’ta sırtlan pususu devam ediyor: “Ey komplocular! Zalimsiniz siz, zalim! Hatta katilsiniz. Bilin ki, sizden çekinmiyorum. Çünkü ben, atalarımın vatanlaştırdığı bu toprakları, sizin anlayamayacağınız kadar büyük bir tutkuyla seviyorum. Biz buna kara sevda diyoruz. Vatan; anamın sıcak çorbası, babamın küçükken başımı okşadığındaki elinin sıcaklığı, tarlalarda, fabrikalarda emeğiyle çalışan insanımın nasırlı elleridir. Vatan; taksim gezi parkındaki ağaçlar, hes’lerle yok edilmeye çalışılan ırmaklar, ABD’lilerin at oynatamadıkları tek deniz olan Karadeniz, Konya’daki kıraç toprak, Edirne’deki Selimiye Camii’dir. Bu kara sevda uğruna hürriyetten de, candan da geçeriz, bilesiniz. Ülkemdeki hukuka olan inancımı, insanlığa olan sorgusuz güvenimi, masumiyetimi, çocuklarımızın bu ülkenin adaletine, yönetenlerine ve geleceğe olan inançlarını öldürdünüz. Bizi zindanlara kapatarak susturmaya çalıştınız. Ancak susmadık, susmayacağız. Boşuna uğraşmayın! Sesimiz hep kulaklarınızda yankılanacak. Kulaklarınızı tıkayacaksınız yine yankılanacak, tıkayacaksınız yine yankılanacak, tıkayacaksınız yine yankılanacak…” “O kadar çok düşünüyor, o kadar çok üretiyor ve o kadar vatansever ki, onu niye üniformasından koparıp zindana tıktıklarını her yeni kitabında daha iyi anlıyorum. Beşiktaş’ta Sırtlan Pususu’yla tarihe ‘balyoz’ indiren Önsel, bu kitabında da ‘kumpas kurulurken hepiniz oradaydınız’ diyor.” (MÜYESSER YILDIZ)

22 Nisan 2026 Çarşamba

17 Nisan 2026 Cuma

AL SANA BİR ZABİRTLAK, bana da bir cıbır?

"TÜRK MİLLETİ ALEYHİNE" - Sikik - üç maymunu oynayarak rollenen, "KORKUNÇ SUSUŞ" kum kumasının lanetli sessizliğini bozuyorum? Birileri "PİSİKOLOJİK HARB AZMANI" mı soruyor idi?

12 Nisan 2026 Pazar

Ha böyle, "KODUMMU OTUTTURUYUN?"

Firavun - yamyam, senin gibi "BEYNİNİ OROSPU ODASI" edinmiş yaban domuzlarının hükmü senin gibilere geçer, geçen seçimlerde "ÇATALI?" dağıttın, bu kez bakalım neyi dağıtacan? Malumunuz olduğu üzre iki seneden beri rahatsızım (HER AN ACİLE GİTMEM GEREKEBİLİYOR?). Buna rağmen (Hendeğe ilah kesilen) "FİRAVUN YAMYAM" kullarını üzerime salmaktan imtina etmiyor? Hadi bakalım?

10 Nisan 2026 Cuma

Bir "DÖVLET NONOŞU"nun Serencamı;

Milletimizin anlına sürülen kara lekeyi kanlarımızla temizlemeye geldik?" diyebilen (Şehid) Enver paşa ile benzeştirilmiş (paşa'nın sıçtığı bok olamayacak) çerkez nonoşu!. Amerika (nato) kominist partisi aparatı, Pirinçiğin laciverti? Türk milleti tarafından lanet ve nefretle anılacak!. (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

9 Nisan 2026 Perşembe

"Bir 'OROSPU ODASI' yaptın kafasını!."

Bir kaç gün önce kredi kartı başvurusu muza reddettiler az önce 3 aylık 15000 TL. Faizsiz - masrafsız kredi başvurusu yapınca bildiren (sormasak söylemeyecek) "imansız - Allahsız" görevliye gerekeni söyledim? Hemen hemen bütün bankalar k. kartı vermek istedi almadım ve ne vergi, ne k.k. borcum var, eşimin 30 bin maaşını gelir gösterdim? İmdi voleybolcu denen ne idiğü belirsiz sokak karılarına para yağdırarak bize red çeken bu (domuz sürüsü kulu) "yamyamlar" hele bir bekleye dursun, el-an hesaplaşağız? "Behey (kara-maça bey) Ruhunu bir zenci esir gibi çıkardın pazara, Bir 'OROSPU ODASI' yaptın kafasını!." (Nazım Hikmet)

"S...le, S...le O Sandığı Huzura Getirecen?"

Adaylığımızı ilan edince, bir telaş-pür telaş? Neymiş, seçim olmayacakmiş, falan-filan? *Domuzun ateşten korktuğu gibi- seçimden korkuyorlar, Bari belli etmeyin? Anlaşılan "korku bacayı sarmış ve korkunun ecele faidesi yoktur? Artık yaklaşmakta "GERDEK", hala anlamadı gerzek!. (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

6 Nisan 2026 Pazartesi

KUR'AN VE EHLİ BEYT MÜDAFİİLERİ OLARAK;

- 2024 HENDEK BELEDİYE BAŞKANLIĞI - (GERÇEK) SECİM SONUÇLARI? Bazı ekreba pusulada ismimizi bulamamış? İsteyen "YA MEVLASİNI, YA DA (PÜSKÜLÜ) BELÂSINI" he mi?

5 Nisan 2026 Pazar

3 Nisan 2026 Cuma

(- 2 -)

İsrail'e bir ay kadar önce Gürcistan da c-130 kargo uçağımızı düşürtüp 34. subayımızı katlettirdiler, hâlâ rapor çıkacak imiş? Şimdi de boğaza, (Yunanistan)dede-ağaca, ege adalarına, incirliğe silah-muhimmat yığınağı yetmezmiş gibi, birde meclisten -her türlü- silah - araç ve gereçleri için "transit ithal izni" çıkarıldı? Hadi 15. Temmuz da bir şekilde işgal ertelendi ve milletimize (geçen bu on sene zarfında) faturasını çok ağır ödettiler? İzmit - Sakarya özelinde yüz - küsür sene önce yapılan Millî mücadelemizi bu kitapçıktan öğrenmemiz, -hassaten- gençlerimizi bilinçlendirmek gerek! Amerikan köpekleri, "GÖKTEN KEMİK (Füze) YAĞDIRMAK İÇİN HAVLAYA DURSUN?" Biz işimize bakalım, hiç bir hamle ve tahkimat için geç kalınmamıştır, "Allah var, keder yok (inşaAllah)" (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

1 Nisan 2026 Çarşamba

"GÖZ GÖRE GÖRE İŞGAL?"

"Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, ABD’ye ait B-1B Lancer bombardıman uçaklarının İncirlik Hava Üssü’nde iniş ve kalkış yaptığı yönündeki iddiaların dezenformasyon içerdiğini açıkladı?" NOT: Sabah 9-10 gibi (x)'de bir Adana yerel haber sitesinden bugüne ait canlı görüntüler yayınlandı idi, sonradan yayın yasağı neticesi silinmiş? Şu ihanete bakan mı? Millet tepesine bombalar düşene kadar uyutuluyor? Vallahi ve billahi, "Kureyza Yahudilerinin akıbeti dahi" bu yaban domuzu sürüsüne hafif gelecek? Diri diri ateşe atılıp, cayır-cayır yakilmalari gerekecek!. (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

"TÜRK SOSYALİZMİ, (Uğur MUMCU)"

(Cumhuriyet, 26 Ağustos 1962, Yunus Nadi Armağanı, Makale Yarışması Ödülü;) “Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” mısrası, genç bir Türkiye'nin onuncu yılında mutlu yarınlara seslenişiydi. Gel gör ki, birkaç on yılın ardından Türkiye batılı tarifiyle iktisaden geri kalmış bir ülke oldu. NATO subayları Türkiye'de çöl zammı alırlar. İktisadi durumumuz ve itibarımız için en acı misal... Geri kalmış ülke damgasını, Türk aydını, Türk halkı, bir suçlu gibi alnında taşıyor. Yıllarca kendi çilesine terk edilen fakir halk, geciken yarınların ıstırabı içinde. Toprak-parlamento ağalığına dayanan demokrasimiz, son on yılda sadece köşe başı milyonerleri türetmiş. Mutlu azınlıklar, umutsuz çoğunluğun ıstıraplarıyla zenginleşmiş. İktisadi planlar siyasi müteşebbislerin kasalarına bağlanmış. Vergiler dar gelirlilerin omuzlarına yüklenmiş. Vergi adaleti, sosyal adalet, işçi hakları fantezi bir edebiyattan ileri gidememiş ve en fenası, siyasi ve iktisadi ahlak yoksunluğu bir sari hastalık olmuştu. Son on yılın iktisadi tablosu karşısında ibretle düşünmeye mahkûm bir kuşağız. Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir. Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler; bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir. Ne kazandırmıştır on yıllık liberalizm memlekete?!.. Kalkınma hızı mı?.. Sosyal adalet mi?.. Çalışma gücü mü?.. İktisadi itibar mı?.. Milli gelirde artma mı?.. Yoksa Ortak Pazar toplantılarında bir geri kalmış ülke ismi mi?.. Son on yılın örneğinden ve sonuçlarından hoşnut olanlar, dünün köşe başı milyonerlerinden başkaları değildir. Atatürk devletçiliği ne kaybettirmiştir, veyahut iktisadi şartlarımızda ne derece bir değişiklik olmuştur? Bu soruların cevapları Türk sosyalizminin anahtarıdırlar. Sistemleri, tarihi oluş-larıyla birlikte memleket şartlarıyla düşünmek gerek. Sosyalizm, Lenin'in tarifinde bir işçi diktatörlüğü, batılı tariflerde bir iktisadi demokrasi, yani halkın iktisaden kendi kendisini idare etmesidir. Bunun içindir ki, aynı sosyalizm altında çeşitli yönler vardır. Türk sosyalizmi ne Marks'ın sosyalizmine benzemeli, ne de batı sosyalizminin bir kopyası olmalı. Memleket şartlarının yarattığı ve siyasi rejime en uygun olan bir sosyalizm... Türkiye'de demokrasi, kadrosuzluktan dolayı ideal safhaya erişememiş ve acı sonuçlar vermiştir. Kadrosuz sosyalizm ise kötü bir liberalizm olur. Acılarını yine milletçe çekeriz. Bugünkü bürokrasi kartvizit imtiyazı, rüşvet alışkanlığı kalkmadıkça, bilgili, rasyonel, dinamik bir kadro bulamadıkça, sosyalizmden mucizeler beklemeyelim. Kelimelerin sihrine değil, tatbikine önem verelim. İşte Türk halkı, şartların yarattığı bir Türk sosyalizmin ve dinamik ve rasyonel bir kadroya muhtaç... Her şeye Atatürk gücüyle ve onuncu yıl umuduyla başlayacağız, başlamalıyız."