21 Mart 2020 Cumartesi
19 Mart 2020 Perşembe
28 Şubat 2020 Cuma
16 Ocak 2020 Perşembe
30 Aralık 2019 Pazartesi
VE ŞÜKÜR YARADANA Kİ, BİZDE ORADA İDİK;
"ALLAHU EKBERU KEBİRA, VELHAMDÜLİLLAHİ KESİRA, VESUBHANALLAHİ BÜKRATEN VEASİLA, VESALLALLAHU ALA SEYYİDİNA MUHAMMED VE ALA ALİHİ VESAHBİHİ VESELLEME TESLİMEN KESİRAN KESİRA"
(Bizleri "GÖK KAPILARI"nın nasıl açılacağından bi-haber sanan, "VATANSIZ, NAMUSSUZ, AHLAKSIZ VE İLKESİZ (amerikancıkist it-maymun sürüsü)",
"PİRİMİZ - GÖZÜMÜZ, GÖNLÜMÜZ NURU - AĞABEYİMİZ" dim-dik ayaktadır -ELHAMDÜLİLLAH- ve sizin
"KAHRINIZ, KATLİNİZ VE HELAKINIZI MÜŞAHADE ETMEDEN TERK-İ DİYAR ETMEYECEKTİR -Bİ İZNİLLAH-
sizi, "AHİRETTE DE 'ELİM-ACI' BİR AZAB İLE MÜJDELİYORUZ!"
Hendek / AHZAB Hattı
26 Ağustos 2019 Pazartesi
9 Ağustos 2019 Cuma
19 Temmuz 2019 Cuma
9 Temmuz 2019 Salı
27 Haziran 2019 Perşembe
23 Haziran 2019 Pazar
13 Haziran 2019 Perşembe
15 Mayıs 2019 Çarşamba
11 Mayıs 2019 Cumartesi
18 Nisan 2019 Perşembe
KONTRA -7-
"A KA PA SİYONİST İSE, M HA PA FALANJİST'TİR. EĞER M HA PA SİYONİST İSE, A KA PA FALANJİST'TİR."
-KATIKSIZ BİR "KALLEŞLİĞİN VE İHANETİN" NE DEMEK OLDUĞUNU BİLMİYORSAN, (BOP SARAY'a GELİP) "MEL'UN-MÜNAFIKUN" GÜRÜHUNDAN SOR?-
-ÖYLE BİR KAVİMDİRLER Kİ, KOMŞULARINI YEMEK ÜZRE ARALARINDA İTTİFAK ETMİŞLERDİR. ONLARIN NAZARINDA "KÖPEK, MAYMUN VE İNSAN!" AYNI SAFTADIR. BİR GÜN "AZGIN BİR TEKE!" DİLE GELİP ONLARA HİTAP ETSE, ARALARINDA ŞAN VE ŞÖHRET SAHİBİ BİRİ OLUR.-
"MÜSTAKİL KARDEŞLER(İSTİKLAL MARŞI İDEOLOJİSİ İLE MUKAYYET TÜRK MİLLİYETÇİLERİ) CÜMLESİNİN İFLAHINI KESECEK, HAKKINDAN GELECEKTİR(Bİ-İZNİLLAH)."
(Hendek/AHZAB Hattı - VATAN SATHI)
4 Nisan 2019 Perşembe
24 Mart 2019 Pazar
3 Şubat 2019 Pazar
11 Aralık 2018 Salı
15 Kasım 2018 Perşembe
SAKARYA-AHZAB HATTIN DA SON DURUM;
İşgalcilerin bize, Hendek(Ahzab) halkına ve Aziz Türk Milletine reva gördükleri "HUKUKULLAHI-HUDUDULLAHI" hiçe sayan muamelenin son resmidir. Şehadetimiz işaretli beton köşesi çıkıntısına tır dorse tekerlerinin çarpıp parçalandığıdır. Arz olunur..
Ayrıca, Nuriye mahallesi sakinleri; "Suyumuz mazot gibi akıyor!" deyu şikayette bulununca, Püsküllü B. "Tamam sizden su parası almayalım!" deyip faturaların ödenmesinden feragat ettirmiş. Aynı su bize de bağlı, neden biz faturaları -eksra tarifeden- hala tıkır tıkır ödüyoruz? "ENSEYE GÖRE TIRAŞ!" öyle mi? Velhasıl kelam; "AZİZ TÜRK MİLLETİ" bu "YAMYAMLIĞIN" defterini dürmelidir. ves-Selam..
4 Kasım 2018 Pazar
31 Ekim 2018 Çarşamba
29 Ekim 2018 Pazartesi
26 Ekim 2018 Cuma
25 Ekim 2018 Perşembe
21 Ekim 2018 Pazar
18 Ekim 2018 Perşembe
SAKARYA TEMSİLCİLİĞİMİZ AÇILIYOR;
3 Kasım Cumartesi günü öğle namazını müteakip Sakarya Temsilciliğimizin açılışı münasebetiyle temsilcilik binamızda bir basın toplantısı tertip edilmiştir.
Basın Toplantısının ardından ikindi namazını müteakip Fahri Genel Başkanımız Şair İsmet Özel'in "Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir" kitabının neşri münasebetiyle "Niçin Bu Kitap Vitrinde Değil" serlevhalı panel yapılacaktır.
9 Ekim 2018 Salı
30 Eylül 2018 Pazar
30 Ağustos 2018 Perşembe
18 Ağustos 2018 Cumartesi
İ.M.D. SAKARYA-AHZAB TEMSİLCİLİĞİMİZ AÇILIŞINA İKRAMEN;
Dün yine hatta faaliyette idik:
-Karınca-kararınca ilanat, mutaassıp-kavmiyetçiye 2-3 saat kadar davamızı izah gayretleri,
-Bugün ise -gözümüz, gönlümuz nuru- Hafuzumuzun vasıliyeti,
-Ve bu mevsimde, kapımızda ki erik ağacında, -Enes oğlumuzun objektifine takılan- "('TÜRK İNKILABI'nın ihyasına işaret saydığımız)AÇAN TEK ÇİÇEK!."
-Ve bu mevsimde, kapımızda ki erik ağacında, -Enes oğlumuzun objektifine takılan- "('TÜRK İNKILABI'nın ihyasına işaret saydığımız)AÇAN TEK ÇİÇEK!."
Şüphesiz ki: -VE HÜVE A'LA KÜLLİ ŞEY'İN KADİR-
"TEK BAŞINA MİLLET" Olamayanın, eyleştiği-öğüştüğü toplum içinde dahi "(Sadra-Şifa)BİR ŞEY!" olma ihtimaliyatı hiç yoktur!.
"SAKARYA SENDEDİR BU GİRİFT BİLMECELER,
KANDİLLERE KATRAN DÖKTÜ GECELER!
(Yaşar Altındal -(Bende-i Nebi)MUHACİRİ-
12 Ağustos 2018 Pazar
SAKARYA-AHZAB TEMSİLCİLİĞİMİZİN TAHKİMİNE DOĞRU; -3-
Takdimat: (Allah'ın gazabı "azgın bir kavmi" helaka yetişmiş iken) Hala Firavunun "BEN DE MUSA'NIN VE HARUN'UN RABBİNE İMAN ETTİM!!" demesini bekleyenler, onunla beraber "AZABEN ELİMA(ACI BİR AZABI-HELAKI)" tadacaklarını bir kez dahi "MÜJDELEYELİM!"
(2 Zilhicce 1439, Pazartesi - SAKARYA-AHZAB HATTI)
5 Ağustos 2018 Pazar
19 Temmuz 2018 Perşembe
"DUR YOLCU; -3-"
Türklüğümüz dos(t) doğru söz,
evvel-emir bu sırrı çöz!
körükte azaldı köz;
Türki çekiç, nifaki örs!.
Harman da harmandalı, "azami-karz"
hisabi-hırsız da afaki tarz!
Anatolia sofrasında irice "kaz";
yolun, yumulun bu size az!.
Eşkiya da gurur, "zaruri-marj"
yeknesak-motoru etmeli şarj!
nutkumuz tutuldu, "lisani-baz"
hem-Vallahi şerlerinden titredi arz!.
Gidişat netameli, ivaz-garaz!
bu Vatan da taş üstün taş;
hem-Billahi kalamaz, omuz üzerin baş!.
(6 Zilkade 1439 - Perşembe "SAKARYA-AHZAB HATTI")
8 Temmuz 2018 Pazar
1 Temmuz 2018 Pazar
27 Haziran 2018 Çarşamba
8 Ekim 2017 Pazar
SAKARYA-AHZAB(HENDEK) HATTIN DA HESAPLAŞMAYA MAHSUBEN; -1-
"Er meydan da bir dehşetli saytara,
Münafığa çıkış yok ki kaytara!
Haramla semirmiş o mel'anet boynunu;
Hele bir uzat bakem ZÜLFİKAR'A - HAYDAR'A!."
6 Ağustos 2017 Pazar
SAKARYA, HENDEK(AHZAB), DÜZCE HATTI; -2- "VE VATAN TOPRAĞIM, TÜRK'E MEZAR OLMADAN DÜŞMANA GÜLİZAR OLMAZ."
Barlas Sencer Tuğoğlu
Tarih: 16 Temmuz 2016
Yer: Beylerbeyi sahili Üsküdar
O gece köprüdeydim,.Nice yaralı ve şehit beden taşıdık. Direndik. Polisimiz sabaha karşı, hainlerin canına okudu. Yaka paça tutuklandılar. Sabah son şehitlerimizi köprünün halat yataklarından aldık taşıdık. Güneş doğdu, üstümde tatlı bir yorgunluk. Kin gurur ve nefreti aynı anda yaşadım. Yaya olarak köprüden Beylerbeyi'ne indim. Sahile oturdum çaresizce. Bir kaç saat öncesinde, kardeşim kadar sevdiğim birinin acı haberini almıştım. Köprüde şehit düşmüştü, o gece hiç karşılaşmamıştık. Telefonumun son yüzde 10'luk şarjıyla, bu şiiri açtım. Köprüye bakarak ağlıyordum. Denize karşı bağırıyordum. Banka oturup şiiri ikinci kez açtığımda, köprüye bakarak hem ağlıyor hem gülüyordum. O an anladım ki boş hayatım o gece bir anlam kazanmıştı. Allah bana bir "MİLLİ MÜCADELE" nasip etmişti. Ve o an anladım ki, insanımız menzilsiz bir ok gibi. Göğüsüne saplanacak küffar arıyor. Bu millet o gece, emperyalist OROSPU ÇOCUKLARININ göğsüne saplanmıştır. Allah'ıma şükürler olsun, kanımla terimle o geceye hizmet edebildim. Sayılı günümüzün olduğu bu dünyada, ite çakala eyvallah etmek alçaklıktır.
"SAKARYA, HENDEK(AHZAB), DÜZCE HATTI"; -1-
"Kavga iki cephede cereyan ediyor. Öncelikle küfrün şartlandırmalarına boyun eğişten neş’et eden cehaletle savaşıyoruz. Onun yanı sıra, çetinlikte ondan geri kalmayan bir savaş içine dahi dalıyoruz: Topraklarımıza yani canımıza, cananımıza, bütün varımıza göz dikenlerin beynelmilel uzlaşı yedeğindeki azınlık hâkimiyetiyle savaş. Müslim, mü’min, muhsin olamadığımız takdirde bu girdiğimiz harbin mağlûp ilân edilmemizle biteceğini de biliyoruz. Allah (c.c.)’tan nasibimize İslâm, İmân, İhsân düşmesini dilemekteyiz. İslâmdan, İmândan, İhsândan nasibimiz var ise, daha artırmasını yalnızca Allah (c.c.)’tan dileriz. Allah (c.c.)’tan gayr-i müslim cephenin Müslümanmış gibi algılanan cenahından bizi alenen ayırmasını dileriz."
(İsmet Özel -Hafizehullah-)
8 Mart 2017 Çarşamba
VEFALI TÜRK GELDİ YİNE, YOL VER TÜRK'ÜN BAYRAĞINA;
Adı; Ömer Özkan, rütbesi Uzman Çavuş, El-Bap muharebesi Gazisi. Rasulü Ekrem(Aleyh es-Selam)'ın "MEN LA YERHAM, LA YURHAM(MERHAMET ETMEYENE, MERHAMET EDİLMEZ)" emrine muti ve Mehmetcik(Küçük Muhammed) olarak, Allah(Azim eş-Şan)'ın Rasulü'ne ikram buyurduğu "RAUF VE RAHİM(ÇOK ŞEFKATLİ, ÇOK MERHAMETLİ)" sıfatları ile mücehhez; "AZİZ-KAHRAMAN TÜRK ASKERİ(MAAŞALLAH-TEBARAKALLAH)."
Not: Katlettiği Müslümanların üzerine bevleden, insanlıktan değil "belhum edal(hayvanlardan dahi aşağı)" amerikancıklara dua eden "şeddeli sorros-pu çocukları" -resimde görüldüğü gibi-ŞEREFLİ TÜRK ASKERİ'nin ayağı altında çiğnenip, helak olacaklar(bi-İzni Teala). Kendilerine bir dost ve yardımcı da bulamayacaklar.
Hadi bakalım "iblis-i hannasiler", hadi bakalım!.
http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/baris-2-1706242/
Not: Katlettiği Müslümanların üzerine bevleden, insanlıktan değil "belhum edal(hayvanlardan dahi aşağı)" amerikancıklara dua eden "şeddeli sorros-pu çocukları" -resimde görüldüğü gibi-ŞEREFLİ TÜRK ASKERİ'nin ayağı altında çiğnenip, helak olacaklar(bi-İzni Teala). Kendilerine bir dost ve yardımcı da bulamayacaklar.
Hadi bakalım "iblis-i hannasiler", hadi bakalım!.
http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/baris-2-1706242/
6 Mart 2017 Pazartesi
SAKARYA-HENDEK(AHZAB-HİZİPLER-) HATTIN DA, TAHKİMAT; -1-
"KIZIL-KAŞKOLLU DECCAL" sıçmıkladıklarını okumadan yazı-yorum; Akpkk denen, "KAVMİYETÇİ, SÜFYANİ-DECCALİYET" yerle yeksan olmuştur(ELHAMDÜLİLLAH). Kazanan 'kemalizm' değil, El-Hakk, Bi-izni Teala; "AZİZ TÜRK MİLLETİ"dir. Kavmiyetçi-süfyaniler, iblis-i hannasiler kaybetmişler ve kaybetmeye mahkumdurlar; bunu o 'dumura uğramış' beynine sok!.
Not: Akpkk mel'aneti dediğin; "Kemalist deccaliyetin, süfyani(islam) deccaliyetine evrilmiş hali!" olsa gerektir.
http://odatv.com/akp-bitmistir-kemalizm-kazanmistir-0603171200.html
1 Mart 2017 Çarşamba
TÜRK DEĞİLİM DEMEK SUÇ MU, GÜNAH MI, CÜRÜM MÜ, KABAHAT Mİ? "Türkiye’de haklılık kendine Allah’ın indirdiği haricinde bir yuva kurdu"
Hayır demek, her şeye rağmen Türk olduğumuzu ikrar etmek bize unutturuldu. Adını "dünya şartlarının gerektirdiği Müslümanlık" diye anabileceğimiz bir algılama tavrıyla alış verişe icbar edilişimize isyan etmiyoruz veya edemiyoruz. Bize reva görülen muamelenin işte tam burasında Türk değilim diyen herkes suç işliyor. Zira asrileşme ile beraber asriliği (hangi mazeretle olursa olsun) sahiplenenlerin uydurduğu Şark Meselesi onların hükümranlığı için bir idame-i hayat haline gelmiş oluyor. Galata bankerlerinin hiçbiri artık Türkiye’de yaşamıyor. Yerlerine birilerini bıraktılar mı? Bıraktılarsa, kimleri? Bırakmadılarsa, gidip hangi şebekeye eklemlendiler? Türkiye’de haklılık kendine Allah’ın indirdiği haricinde bir yuva kurdu. Bu yuvada ne yapılırsa yapılsın sadece suç işlenmiş oldu.
Müslümanlığı günü birlik menfaatlerinin bahanesi şekline sokmuş olanlar Türk değilim dedikleri zaman günaha giriyor. Zira Türk olmamak Kâbe’si elinden alınmış olanların başına gelen her felâketten kâr etme yolunu tutmaktır. Eğer Türkleri Mekke ve Medine’yi teslim etmeme asaletinde yalnız ve savunmasız bırakanlar olmasaydı Dünya Sistemi 1929 Hristiyan yılından altı yıl önce 1923’te çöküşe varan bir bunalıma girecekti. Birileri Türk değilim diyerek sistem, düzen, irtibatlar zinciri olarak küfrün bir hayat öpücüğünden istifade etmesini sağladı. Ekonomik liberalizm Türk olmamanın ekmeğine yağ sürdü.
Türküm diyenlerin Türk milletini medeniyet vasıtalarıyla körleştirme, sağırlaştırma, bütün kendine mahsus hissiyattan mahrum, çolak, kötürüm bırakma faaliyetleri devam ederken Türk değilim diyenler mücrim durumuna düştü. Cürüm Türk milletinin ufkunu karartma cürmüydü. Bizi millet yapan her şey hor görüldü. Türk değilim diyenler, bu söyledikleriyle her Türkün bir adım ilerisinde bulunduklarını ifade etmiş oldu. Zira Türk olmamanın müşterisi hazırdı. Türk olmak alıcısız kalmaktı.
لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ Kabahat hangi dine mensup olduğunu anlamaktan âciz kalanlardadır. Bunlar Türküm deseler de, demeseler de kabahatlidirler. Bunlar cenneti özleme hassasından mahrum bırakılmış, nimet diye dünya sürgününün tadını çıkarmağı bilenlerdir. Günah çıkarmak, duvar önünde ağlamak bunlara mahsustur. Kıymetli saydıkları her şeye el koyar, ondan istifadeyi yakınlarına bile çok görürler. Dünya nimeti saydıkları şeyler uğruna şeytanlaşabildikleri kadar şeytanlaşırlar. Şeytanlaşma gücünü ele geçiremediklerinde ise İblis’in bariz varlığıyla uzlaşmanın kârına talip olurlar.
İnfak ve Cihat… Yanına bu ikisini almadıysan tembel talebenin dersten(imtihandan) döndüğü gibi Cennet’in kapısından dönersin.
(İsmet Özel, 26 Eylül 2014)
http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Yazi.aspx?YID=1094&KID=8&PGID=0
27 Şubat 2017 Pazartesi
Diz çöktürülmek istenen Türkiye;
Zor bir dönemden geçiyoruz. Her şey birbirine karışmış durumda. Baktığımızda sadece düğümlenmiş bir sorunlar yumağı görüyoruz. Sanki hiç çözülmeyecek gibi görünüyor ya da gösterilmek isteniyor. Tehditler ve tehlikeler üst üste geliyor. Türkiye yönetilemeyen bir ülke haline dönüştürülmek isteniyor. Her kritik dönemde Türkiye kendi iç sorunlarına yöneltiliyor ve enerjisini kendi içine harcaması isteniyor. Maalesef her seferinde bu tuzağa düşüyor ve enerjimizi çıkarılan iç sorunlara yöneltiliyoruz. Özellikle de 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra Türkiye ve TSK içindeki milli damarı yok edemediklerini gören ve Türkiye ve TSK’nın gücünü anlayan ABD ve Batı’nın hedefi bu gücü tırpanlamak, çürütmek ve milli damarı zayıflatmak olmuştur.
Türkiye’nin hayati kurumları ve TSK hedef seçilmiş ve bu kurumların milli vasıflarının ortadan kaldırılmasına çalışılmıştır. İstihbarat sistemimize el atılmış ve ABD/İngiliz istihbaratının adeta kontrolüne sokulmaya çalışılmış ve önemli ölçüde başarılı olunmuştur da. Subaylarımız ve generallerimiz NATO’nun aslında ABD’nin verdiği dokümanlar ve geliştirdiği strateji, konsept ve doktrinlerle eğitilmiş böylece milli çıkarlarımıza ve sorunlarımıza, milletimize yabancı bir nesil yetiştirilmek istenmiştir. Amaç milli damarın yok edilmesi olarak belirlenmiştir.
Bu çökertmenin, diz çöktürmenin NATO ve ABD etkisiyle başarılamayacağının anlaşılması üzerine ülke içindeki işbirlikçiler ve taşeronlar devreye sokulmuştur. Hatta yurtdışındaki taşeronları da bunlara dahil etmek durumundayız. Kimdir bu taşeronlar hepimiz biliyoruz. Büyük bir bölümümüz bunları yaşayarak gördük. Önce ASALA’yı devreye soktular. Onlarca diplomatımız kaybettik. Sonra da PKK’ yı ortaya çıkardılar.1970-1980 arası gençliğimizin maruz kaldığı ve birbirini katlettiği dönemi yazmak bile istemiyorum. PKK eylemleriyle Türkiye’nin enerjisini harcatırken Türkiye’deki iktidar, muhalefet ve yetkililer soğuk savaşın bittiğini, Varşova Paktı'nın , Sovyetler Birliği'nin dağıldığını ve yeni bir dönemin başladığını anlayamadılar bile. Sonuçta Türkiye bu döneme hazırlıksız yakalandı. Zaten ABD ve Batı'nın da istediği buydu.
Bu arada ABD ve Batı'nın başka planları vardı ve ellerinde yedek bir güç olmasını istiyorlardı. Türk milletini yumuşak karnından vurmalıydılar. Bu maksatla cemaat ve tarikatlara el attılar. Fethullah Gülen'i ve cemaatini hazırladılar. Hem de bu cemaatin unsurlarını TSK dahil Türkiye’nin bütün hayati kurumlarına sızdırdılar. FETÖ’yü darbe yaptıracak kadar güçlendirdiler. Bir taraftan PKK diğer taraftan FETÖ ile bu ülkeyi boğuşturmalarına karşın yine de milli damarı yok edemediklerini gördüler. Bunu 1 Mart 2003'teki tezkere oylamasında anlamışlar ve paniğe kapılmışlardı. Onun için çok yönlü tehdit ve tehlikelerle Türkiye’yi çökertmeye ve Türk milletine diz çöktürmeye çalıştılar. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimiyle de bunu başaramadılar. Sonra IŞİD’i ve diğer terör örgütlerini devreye soktular.
Şimdide doları kullanarak Türkiye ekonomisini çökertmeye çalışıyorlar. Aslında etnik ve mezhepsel ayrılıkları, inanç farklılıklarını, ideolojik farklılıkları kullanarak Türk milletini bölmeyi başaramadılar. Terörist eylemlerle, canlı ve araç bombalarıyla, kamu düzenini bozmakla, Türkiye’de can güvenliği yoktur algısı yaratmakla, ekonomiyi çökermekle Türk milletine diz çöktürmeye ve milleti bölmeye çalışıyorlar. Tabii bunlara hemen yanı başımızdaki ülkelerde oluşan ve Türkiye’nin bekasına yönelik tehditleri de eklemeliyiz.
Bizim iç cepheyi güçlü ve sağlam tutmamıza, iç cepheyi bölecek yaklaşımlardan uzak durmaya ihtiyacımız var. Tek ihtiyacımız birlik olmak, tek yumruk gibi olmak. Bunu hep başardık. Yine de başaracağız. İç cephe güçlü olduğu takdirde Türkiye şu anda karşı karşıya bulunduğu ve karşılaşabileceği her türlü tehdidi bertaraf edecektir. Birlik olmayı başarabilirsek çok güzel bir geleceğin Türk milletini beklediğini göreceğiz.
İsmail Hakkı Pekin - 15.01.2017 - Aydınlık
Türkiye’nin hayati kurumları ve TSK hedef seçilmiş ve bu kurumların milli vasıflarının ortadan kaldırılmasına çalışılmıştır. İstihbarat sistemimize el atılmış ve ABD/İngiliz istihbaratının adeta kontrolüne sokulmaya çalışılmış ve önemli ölçüde başarılı olunmuştur da. Subaylarımız ve generallerimiz NATO’nun aslında ABD’nin verdiği dokümanlar ve geliştirdiği strateji, konsept ve doktrinlerle eğitilmiş böylece milli çıkarlarımıza ve sorunlarımıza, milletimize yabancı bir nesil yetiştirilmek istenmiştir. Amaç milli damarın yok edilmesi olarak belirlenmiştir.
Bu çökertmenin, diz çöktürmenin NATO ve ABD etkisiyle başarılamayacağının anlaşılması üzerine ülke içindeki işbirlikçiler ve taşeronlar devreye sokulmuştur. Hatta yurtdışındaki taşeronları da bunlara dahil etmek durumundayız. Kimdir bu taşeronlar hepimiz biliyoruz. Büyük bir bölümümüz bunları yaşayarak gördük. Önce ASALA’yı devreye soktular. Onlarca diplomatımız kaybettik. Sonra da PKK’ yı ortaya çıkardılar.1970-1980 arası gençliğimizin maruz kaldığı ve birbirini katlettiği dönemi yazmak bile istemiyorum. PKK eylemleriyle Türkiye’nin enerjisini harcatırken Türkiye’deki iktidar, muhalefet ve yetkililer soğuk savaşın bittiğini, Varşova Paktı'nın , Sovyetler Birliği'nin dağıldığını ve yeni bir dönemin başladığını anlayamadılar bile. Sonuçta Türkiye bu döneme hazırlıksız yakalandı. Zaten ABD ve Batı'nın da istediği buydu.
Bu arada ABD ve Batı'nın başka planları vardı ve ellerinde yedek bir güç olmasını istiyorlardı. Türk milletini yumuşak karnından vurmalıydılar. Bu maksatla cemaat ve tarikatlara el attılar. Fethullah Gülen'i ve cemaatini hazırladılar. Hem de bu cemaatin unsurlarını TSK dahil Türkiye’nin bütün hayati kurumlarına sızdırdılar. FETÖ’yü darbe yaptıracak kadar güçlendirdiler. Bir taraftan PKK diğer taraftan FETÖ ile bu ülkeyi boğuşturmalarına karşın yine de milli damarı yok edemediklerini gördüler. Bunu 1 Mart 2003'teki tezkere oylamasında anlamışlar ve paniğe kapılmışlardı. Onun için çok yönlü tehdit ve tehlikelerle Türkiye’yi çökertmeye ve Türk milletine diz çöktürmeye çalıştılar. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimiyle de bunu başaramadılar. Sonra IŞİD’i ve diğer terör örgütlerini devreye soktular.
Şimdide doları kullanarak Türkiye ekonomisini çökertmeye çalışıyorlar. Aslında etnik ve mezhepsel ayrılıkları, inanç farklılıklarını, ideolojik farklılıkları kullanarak Türk milletini bölmeyi başaramadılar. Terörist eylemlerle, canlı ve araç bombalarıyla, kamu düzenini bozmakla, Türkiye’de can güvenliği yoktur algısı yaratmakla, ekonomiyi çökermekle Türk milletine diz çöktürmeye ve milleti bölmeye çalışıyorlar. Tabii bunlara hemen yanı başımızdaki ülkelerde oluşan ve Türkiye’nin bekasına yönelik tehditleri de eklemeliyiz.
Bizim iç cepheyi güçlü ve sağlam tutmamıza, iç cepheyi bölecek yaklaşımlardan uzak durmaya ihtiyacımız var. Tek ihtiyacımız birlik olmak, tek yumruk gibi olmak. Bunu hep başardık. Yine de başaracağız. İç cephe güçlü olduğu takdirde Türkiye şu anda karşı karşıya bulunduğu ve karşılaşabileceği her türlü tehdidi bertaraf edecektir. Birlik olmayı başarabilirsek çok güzel bir geleceğin Türk milletini beklediğini göreceğiz.
İsmail Hakkı Pekin - 15.01.2017 - Aydınlık
23 Şubat 2017 Perşembe
19 Şubat 2017 Pazar
18 Şubat 2017 Cumartesi
9 Şubat 2017 Perşembe
TEKEBBÜR EHLİ OFLU MELAİNE;
"BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM"
Meşhur bir tarikat cemaatinin Smyrna(İzmir) vaizi olan H. A. Kansızoğlu nam adlı zat ile, bundan 7-8 sene önce Mekke-i Mükerreme de bir otel lobisinde hayli uzun bir sohbetimiz olmuş idi. Bu sohbetin sebeb-i hikmeti ise, yine o cemaatten bir arkadaşımızın bu kişi hakkında; İsmet(Özel) Ağabeyin İzmir'den tanıdığı olduğu, Ağabeyimiz İzmir'e gelince (bir şekilde)bu kişi ile teşrik-i mesai kurduğu istihbarı üzre, bizde Ağabeyimiz hakkında hususi bir mülakat yapmak niyetiyle buluştu idik. Tabi ki oflinin olduğu bir sohbette muhatabına hiç demeyeyim amma, pek kelam etmek düşmez, düşürebilmez! Bir 3-4 saat kadar, konuştu konuştu; şahsının, meşrebinin ve yolunun faziletlerinden (muhatabını yol, yordam bilmeyen cühela addederek)tahammül sınırlarını da zorlarcasına bahsetti, övdü. 'Guraba'(hem ofli, hem guraba inananın ...!) adlı bir dergi çıkarıyormuş, '(meşhuuur)İzmir gavuruyla' can siperane nasıl mücadele eder imiş ki, sorma gitsin. Sonunda can alıcı noktaya(karata) gelerek; "İsmet'in bokunda boncuk arama!, O senin zannettiğin gibi(bunlar; iblis misali kahinler ya, benim zannımı da biliyor, zaar!) 'dindar' olmadığını sıçmıklayıp, meseleye (natık-ı nifak kafası gereği, aklınca son darbeyi vurup)sadede geldi! Sonuçta, bu ucup ve kibir ehli 'ofli hannasiler', "sen İsmet'in bokunda boncuk arama, benim-bizim bokumuz(bunlar altun, zebercet sıçayler ya!)'da boncuk ara!" demeye getiriveriyor, (sözde)İzmirli 'gavur bükücü!' Bu müzemmim tavır, sözüm ona 'ofli hannasilerin' kaffesi için geçerlidir, baskındır, meal-esef!.
Ortada ki zat ile muhatabiyetim ise, dayısının 'hacıcılık şirketin de(ancak 'teşehhüt miktarı' sayılacak kadar)' yine Mekke de, rehberlik yapmaya heveslendiğimiz yıllara rastlar. Ümm el-Kurra mezunu zat, sık sık umre bahanesiyle Mekke ye gelir, gider imiş. Bir arkadaşı ile yine böyle bir geliş de bizim rehberliğimize rast geldi veya getirildi! Gelir gelmez (şartları çok iyi bilmesine rağmen)verilen odadan şikayet etmeler, yok odadan 'eşşek kadar(kendi misali)' hamam böceği çıktı deyu çirkeflikler(umrecilerin yanında), yok 'sen bu işi bırak' deyu 'hüküm sıçmıklamalar' misali, 'hannasi karaktere mahsus!' sıvamalar ve bu kahbelik ile üzerimize baskı kurup, bizi kendilerine meftun etme mendeburluğu! Bu zatın nasıl bir tezgahtan yetiştiği ve o tezgahın militanlığına soyunduğu ise cümlenin malumu olsa gerektir. Bop saray da ki zaarlık yaptığı, "yalı kazuğu mel'unu" ne zaman kamuoyun da sıkışsa; anında, şıpınişi "sansasyonel bir fetva sıçmıklayıp" gündemi 'süfyani' lehine saptırmak için (kıç yırtarcası)bir gayrete girdikleri de ilgilisine malumdur. Mekke'de ki kirli irtibatları muvacehesin de 'süfyani'yi Ümm el-Kurra da bir ihtifal(kutlama) ile 'takdis ettikleri, ettirdikleri'de vakidir. Aman ne 'sosyal doku' imiş ki, a-sosyal doku; ula bu kimin(malumumuzdur aslında!) bohu?
Şimdi de gelelim, 'kondel denen; afilli, cerbezeli zıpçıktı'ya; bu 'değişik!', "Bursa çocuğuyum, her yerde s.....rim!" pervasızlığıyla, kendi 'kuyruk acısını', ezikliğini İsmet Ağabeye hakaret-iftira sapkınlığına vardırmış, kaleminin kıvralığıyla zihnini bulandırmaya (kudurgan tüm gayretine rağmen)muvaffak olamadığı "TÜRK MİLLİYETÇİLERİNE" ihale etmeye kalkışmıştır. Hemen hatırım da iken dercedeyim ki; "Namı diğer, kerameti rumculuktan menkul, kalemşör-köftehor ofli; (bedbaht bir zangoç gibi) o (meftun olduğun)yunanistanın en ücra bir köyüne sığınsan da, sümela da keşişler gibi şarap mahzenlerine kapansan veya (sığamayacağın)fare deliğine sıvışsan da, (kitabevi kisveli) 'amon-ra' isimli pontusçu tapınaklara saklansan da, "AZİZ-KAHRAMAN TÜRK ORDUSU(sen, 'Roma ordusu' demiştin!)" gibi sana yetişeceğim-YETECEĞİM, o yalancı perçeminden yakalayacağım ve seni "LİAN(LANETLEŞMEYE) icbar edip, (iblis ahvadının layık olduğu yere)cehennemin ta dibine postalayacağım(Bi-İznillahi Teala). O güne kadar, (altun, zebercet boncuklu!)sıçmıklarını sıvayadur hele. Bakalım kimin va'di Hakk imiş göreceğiz, illa ki. O 'pontusdaş' arkadaşın(H.Çelik); "TRABZONLU TÜRK İLE, TRABZONLU rum! ATİNA DA KAVUŞTUK!" deyu ihbar etmiş idi. Ona söylediğimi, senin de o meymenetsiz-edepsiz suratına (adeta bir tokat gibi)çarpıyorum; "EL-HAKK, TRABZONLU TÜRK İLLAKİ-TABİATIYLA OLUR, LAKİN TRABZONLU rum; ASLA, KAT'A OLAMAZ-OLABİLEMEZ, EN BÜYÜK YALANDIR-YAFTADIR-İFTİRADIR.."
Ben acız kul; "AZİZ TÜRK MİLLETİME, YOLDAŞLARIMA" mel'un-münafıkun ceryana karşı halimi sunuyor, bu "BEYNELMİLEL-MİLLİYETSİZ, VATANSIZ, İMANSIZLARI (Bedevilerin NAMUSSUZ-AHLAKSIZLARI alınlarından)DAĞLAYIP-İŞARETLEDİKLERİ gibi, DAMGALIYORUM" ve "İLAH-İ BEYAN" ile ilan-ı İHBAR ediyorum;
"GELİN, GÖNÜLDEN DUA EDELİM DE, ALLAH'IN LANETİNİ YALANCILAR ÜZERİNE SALALIM(BOCA EDELİM)."
"ALLAHUMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED"
(13 C. Evvel 1438 Cuma - Medine-i Münevvere)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































