Ya Selam;
- Siyasette 40. Yılımıza istinaden(1983-2023) -
"Her Ümmetten Bir Şahid"
"Allah bana müteessir olmayı nasip etti ki, dünyadaki zindan karanlığını fehmedeyim. Ömrümün hâsılasının hepsi bu. Kendime farz-ı kifaye mevkii uygun görmem kul olarak tedbirden geri durmayışımın bir sonucuydu. Allah'ın takdiri vatan- millet için en küçük şeyin bile yapılabilmesine fırsat vermiyorsa kendime vatan hainleri ve millet düşmanları arasında bir yer beğenecek değilim.
-Pirimiz- İsmet Özel'in, "Çelimli Çalım" mecmuası, 14-15 nüshasın da yayınlanan yazısının serlevhası; (Bu başlıkla, Uludağ sözlük de açılmıştır)
"Nedendir tükenmişlik? 780 bin kilometre kare dâhilinde hangi sebeple vatan için, millet için yapılacak en küçük şey kalmamıştır? "En küçük şey" içi boşaltılmış da olsa, sahtekârlık icabı da olsa, habasete malzeme temin gayesiyle dahi olsa Türk lafzının zikrine, ikrarına tanınan yer dolayısıyla doğan ve Cumhuriyet'in ilânıyla -iki harp arası- gelen şeydi. O vakit itibarıyle Türk lâfzı zikredildiği, ikrar ve ihsas edildiği zaman bir hakkın teslimi itiraf edilmiş oluyordu. Neden? Çünkü iki harp arası dönemde batılı değerlerden artık hiç bir fayda umulamayacağı başat düşünce kabul ediliyordu. Gizliden gizliye itiraf edilen şey ise Âdem aleyhisselam yaratıldığından beri toplu halde yaşamalarını hayırda ittifak etmeğe, birleşilmeğe borçlu olan insanların sadece Türkler olduğuydu. Tarih içinde liyâkatin hep Türklüğe, Türklüğün hep liyâkate kaide temin etmesi yüzünden muhitimizde Bizans otoritesini yok ettikçe doğan Türk toprağı adını hayrın ve şerrin kendı yerlerini tahsis eden güce tâbi olanlardan almıştır." (1'ci yazıdan;)
"Baksanız a: Sultaları altında tuttukları zavallıları yarım asır öncesinde "ya taksim, ya ölüm!" diye haykırtanlar bugün aynı zavallıları "teröre hayır, kardeşliğe evet!" diye haykırtmağa uğraşıyor. Ekmeğini biz Türk milletini felâkete sürüklemekten çıkarmış olan ve bunu iftihar vesilesi kabul eden bu zevat yaptığını hem kendisi, hem de bizim için eğlenceli hale getirme uğraşı gereğince "kardeşliğe evet, teröre hayır!" diyor ve dedirtiyor. Bunu niçin yapıyor? İşimiz ve etrafımız arasındaki münasebetin son 400 yıl içinde "teröre evet, kardeşliğe hayır!" siyasetiyle yapılandırıldığını gözlerden saklamak için yapıyor. Fransızca bir kelime olan "Terreur" korku ve korkutma anlamına geliyorsa bilinmeli ki, insanların ihdas ettiği her türden düzen "Terreur" mahsülü olagelmiştir. Türkler Sakarya Meydan Muharebesi vesilesiyle yedi düvelin kalbine korku salmamış olsalardı ve hepsinin gözüne korkulacak bir millet olarak görünmemiş olsalardı Cumhuriyeti ilân edecek ortam doğmazdı." (2'ci yazıdan;)
- Ulu sözlük -
"kuvayı milliye" başlığından;
maraş'ı işgal eden, -fransız ordusu komutanı- yüzbaşı andre'nin; "- biz buraya sermaye - medeniyet getireceğiz, sizi müreffeh yaşatacağız, hem bak benim yardımcım da müslüman!" teklifine - tehdidine, (şehid çocuğu)şekerci hüseyni'nin; "- o yardımcın, dini bütün bir müslüman olsaydı senin emrine girmezdi, adana ve osmaniye de -ermenilerle bereber- nasıl bir zulüm ve katliâm irtikâp ettiğinizi biliyoruz. onların da intikamını alacağız, "maraş türk'e mezar olmadan, düşmana gülizar olmaz" diyerek, "-türk milletinin- küfr'e boyun eğmeyeceğini" ilân etmiştır.
istiklâl harbinin bittiğini v'az ederek, "türk vatanı'nın işgaline yardım ve yataklık eden -domuz çobanı dölü- münafıkun, ivedilikle "itlaf - imha" edilmelidir.
19.03.2023 13:43
ehli mekke
şairler, kur'an devleti olarak kurulan türkıye cumhuriyeti'nin mânevi önderleridir. sahirler(sihirbazlar) ise -firavunlara alet olarak- kur'an devletimizi, -istihbari illüzyonlar ile- "istihbarat, ispiyonaj devletine!" dönüştüren mel'unlardır. ve mel'anetlerini nerelere vardırdıkları "azız türk milletinin" mâlumudur.
15.03.2023 14:13
ehli mekke
iş bu sihirbazları, firavunların -karadenizde boğularak helâkından önce-, bizde "şair-türk ve yar-ali'nin rabbi'ne iman ettik" diyerek, "kur'an devletimizin tahkimine" icbar ediyoruz.
15.03.2023 14:28
ehli mekke
kur'an akıl ve bilime yönel diyor ama.
15.03.2023 14:31
nelumbo anatolia
tereddüde mahal yok, ya murtaza,
hasmımızla mutabık, beyyin muvazâa,
muvafık değil, hakka ittiba,
türklüğüme, eba - inkâr ve münazâa;
"men ğaşşanâ fesleyse minna."
("bizi -türk milletini- aldatan, bizden değildir")
15.03.2023 14:42
ehli mekke
Bu coğrafyada kuzuları kurtlar otlatır imiş,
Evvela buna tedbir!
Rüyasını gördük,
Sana vezirlik teklif edecekler
Kesin kes, kabul değil.
Onların vezirliği, "rezillikle - müptezellikle" bire bir.
"Kavm-i necibi arap"
der imiş osmanli:
Bize de "Etrak-ı bi idrak!"
Say ki imanımıza,
"TEZVİR VE TAZİR"
Lamı - cimi yok;
"Hicaza tahrir istiyoruz"
ihbaren tesir!.
Ayak diretirlerse eğer;
Beş asır öncesinden
"SAĞLADIYSAK TEVHİDİ"
Yok olur istibdat,
Tarih tekerrür eder
"BİL FİİL!.."
(6 ŞAĞBAN 1444 - 28 Şubat 2023, Salı)
- AHZÂB Hattı / Hendek -
Yüce Allah buyurmuştur ki: "Rabbimiz Allah'tır diyen, sonra da doğru yürüyen kişilere melekler inerler de korkmayın, mahzûn olmayın, muştuluk size, size vaadedilen cennetle derler." Siz de Rabbimiz Allah'tır dediniz ya, o halde kitabına uyun da doğru olun; emrine uyup kulluğunda doğru yola gidin de doğrulukta bulunun. Sonra da o doğru yoldan ayrılmayın; o yolda bidatler meydana getirmeyin; o yola aykırı harekette bulunmayın. Çünkü ayrılanlar, gerçekten ayrılırlar; kıyâmet gününde, Allah katında, rahmetine ulaşamazlar.
Bundan sonra da halkı ayırmaktan sakının, dilinizi uz tutun; gönlünüz başka düşüncede, diliniz başka sözde olmasın. Herkesin dilini zaptetmesi gerektir. Çünkü bu dil, serkeştir; sâhibini eğri yola götürür, saptırır. Andolsun Allah'a ki ben, çekinen kulun, dilini zaptetmedikçe çekinmesinden faydalandığını görmedim. Çünkü inananın dili, gönlünün ardındadır; münafığın gönlüyse dilinin ardında. İnanan, bir söz söylemek istedi mi, önce gönlünden geçirir o sözü, bir düşünür, hayırsa söyler, şerse vazgeçer. Münâfıksa diline gelini söyler; hangi söz kendisine fayda verir, hangi söz zarar, düşünmez bile. Allah'ın salâtı O'na ve soyuna olsun, Rasûlullah, "Bir kulun îmânı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz" buyurmuştur.
"VE SALLALLAHU A'LA SEYYİDİNA MUHAMMED'İN, VE A'LA Â'Lİ SEYYİDİNA MUHAMMED"
"Bugün Medine diyerek andığımız şehrin önceki adının Yesrib olduğu başlangıç bilgilerindendir. Şehirde İslâm şeriatı yürürlüğe girince oraya “Medine-i Münevvere” yani “Aydınlanmış Şehir” denilmeğe başlandı. Müslüman olmak, Müslümanlarca aydınlığa kavuşmak, cehaleti terk etmek anlamına geliyordu. Neydi Müslümanların ulaştığı bilgi? Ansiklopedilerde karşımıza çıkan türden bir şey mi idi? Asla değildi. Müslümanların kalbi din günü bilgisiyle nurlanıyordu.
Müslümanlık yüzünden iktisap ettiğimiz şey yaşadığımız her anın ve her hadisenin hesabını vereceğimiz bilgisiydi. Namaz kılıyorduk çünkü rabbimizin huzuruna ancak küfrü reddederek ve küfre hak ettiği cezayı vererek çıkabilirdik. Oruç tutuyorduk çünkü bütün beşeriyete insan varoluşunun maddi imkânların bir lütfu olarak gerçekleşmediğini ilân etmemiz gerekiyordu. Namaz kılmamız cihat etmeği reddedenin dinden çıkacağının işaretiydi. Namaz kılmak için abdestli olmamız şarttı. Yani önce ruhen dünya hayatı ile bağımızı koparıyorduk. Oruca başlamadan sahur yemeği yiyorduk. Bununla gayemizin Allah’ın tesis ettiği düzene isyan olmadığını vurgulamak zorundaydık.
İnsan bedeninin diğer bütün bedenlerden farklı olduğu bilincine Kur’an okuyarak ve giderek onu hıfz ederek kavuşabileceğimiz Müslümanlıkla başlar. İslâm bizi algıların türettiği karanlıktan kurtarmadıysa henüz bize ulaşamamıştır. Ulaştıysa ilk yapacağımız iş kâfirlerin faaliyet alanını daraltmak olacaktır. Kâfirlerle aynı yolu paylaştığımızda yolun hâkimiyetine sadece Müslümanın lâyık olduğu bilincine alan açacağız. Bununla cehaletten kurtulmanın alışılmış olanın ötesinde yeni bir düşünce sahası açtığı gösterilmiş olur. Modernlik dünya hayatına beşeriyetin mahkûm olduğu iddiasına güç kazandırdı. Türk istiklâli böyle bir mahkûmiyetin insan şerefini tanınamaz bir şekle soktuğunu ve bir askeri güç olarak ve bir siyasi örgüt olarak İslâm’ın yeri doldurulamaz bir mevkie sahip olduğunu göstermesi gerekiyordu. Yüz iki senedir bu gerek yerine getirilemedi. Dahası? Dahası yok."
İsmet Özel, 26 Cemaziyelahir 1444 (18 Ocak 2023)
Yazının temamı;
"Uzaklaşıp helâk olsunlar, Semud kavminin helâk olduğu gibi.
Ama mızraklar onlara uzandı, kılıçlar tepelerine indi mi, yaptıklarına pişman olurlar.
Bugün, onları bozgunculuğa düşüren Şeytan, yarın, onlardan olmadığını söyler, onları kendi hâllerine bırakır gider.
Doğru yoldan sapmaları, azgınlığa, körlüğe uymaları, gerçekten ayrılmaları, sapıklık çölüne düşüp serkeşlik etmeleri, belâ olarak yeter onlara."
(Kitaptan; - PDF. Dosyası olarak indirilebilir -)
AHZAB Hattı / Hendek
''Sizin en hayırlınız Kur'an-ı öğrenen ve öğretendir.'' (Hadis-i Şerif)
Kur'an tedrisin de temel kitap kabul edilen -Pakistan'ın Lahor şehrinden- Nur Muhammed HAKKANİ(Rahm.) Hocanın telif ettiği, "GAİDET'ÜN NURANİYYE" kitabının yeni baskısı -bu gün itibarı ile- elimize ulaştı(ELHAMDÜLİLLAH). Kitapların teminine vesile olan, yeğenim - HELALİN OĞLU - Muhammedimizin iki dünyası da - KUR'AN'IN NURUYLA - ihya olsun, berhudar olsun, -Büyük Mazlum- Annesi(ablamız)'a, Aba'u Ecdadına rahmet olsun(Amin - bi-hürmeti Seyyid el-Murselin).
AHZÂB Hattı / Hendek
وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ
- Türk Çocuğuna kıyan -
"..Zalimlere gelince onlar için ne bir velî ve ne de bir yardımcı vardır.(Şura:8'den;)"
AHZAB HATTI / Hendek
(M.AKİF-Rhm.'ın irtihali sene-i devrisi münasebeti ile;)
AHZAB Hattı / Hendek
Ey Mü'minler Emiri, sen insanların Rasûlullah'a en yakın olanısın, Müslümanlıkta en üstünüsün, ilk Müslüman olansın. Biz bunu nasil biliyorsak onlar da biliyorlar. Fakat yüreklerinde kin var, zâlim bir kavim onlar. Ellerimiz, emrine karşı muti, kalblerimiz öğütlerinle ferah, yüreğimiz nûrunla aydın. Sana karşı durana karşı duracağız. And olsun Allah'a, senin bir düşmanına dost olsam, yahut bir dostuna düşmanlık etsem de bütün dünyâ benim olsa râzı değilim, böyle bir şey istemem."
Hz. Ali bu sözlere pek memnûn oldu, "Allah'im" dedi, "Sen bu kardeşimize, yolunda Şehid olmayı, Peygamberine yoldaş olmayı nasib et."(amin - ecmain, bi-hürmeti Seyyid el-Mürselin)
(Abdülbaki Gölpınarlı - " MÜ'MİNLERİN EMİRİ Hz. ALİ" kitabından;)
"Mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, zalimin zulmettiği günden çok daha çetin olacaktır".
-İMAM- ALİ el-MURTAZA(Kaddesallahu Teala Esrarahum)
Türk çocuğuna "VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN" demeyi yasaklayanlar, "kuzularla, oğlaklar sevişiyor mu? Arkadaşım 'eşşek'?" şarkısını çalıyor(sabahtan beri)!.
Ha bu "düzmece - düzülmüş - süzme!" sürüsünü ilzam edecek - susturacak veya kan kusturacak derekeye düşürmeden bize gün yüzü görmek yok!.(23 R.Evvel 1444 - Çarşamba)
AHZAB Hattı / Hendek
- Natocularda bir telaş - pür telaş ki, sorma gitsin! Neymiş, "gönlünden geçen aday -yavaş gardaşım yavaş- 'mensur yavaş' imiş!!." Yahu -yalandan da olsa (gazetecinin o kadar ısrarına rağmen)- "TÜRK Milliyetçisiyim" dahi diyemeyen bir zavallıyı, Türk milliyetçilerinin karşısına aday diye dikecek, - gürcü gocasına dahi itaat etmeyen - 'hatun kişisi!.' Bülent Orakoğlu -Mekke de iken- anlattı idi (sonradan MİLLİ kuruşcu, Fehmi Çalmuk'un kitabında da okudu idik). Gürcü abisi - hazirun da sabisi Şevket Kazan abine "- Abi askerler darbe(28 Şubat günleri) yapacak istihbarı aldım, ne yapayım, deyu sorduğunda? Abin; "- Ben üç ihlas, bir Fatiha okuyup yatıyorum, sen de öyle yap!" Dediğinde onun emrine (kabile büyüğünüz olduğu için, ellağam) uymuş idin. Bre kadın git gocana itaat et ve bir A. Necdet Sezer vakıası - mel'aneti daha çıkarıp, AZIZ Türk milletinin istiklaliyle - istikbaliyle oynama! "AYAK ALTINDA KALIRSIN!" Bizden söylemesi!..
“Nâsîhatim sana: Herzeyle iştigâli bırak;
Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak.
Adam mısın: Ebediyyen cihanda hürsün, gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum: Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kestiğin semercilere”
- MUHAMMED AKİF(RAHİMEHULLAH) -
(AHZAB Hattı / Akyazı)
"Beni evrim düşüncesi değil, mensup olduğum milletin kaderi harekete geçirmişti. Dünya cenneti fikrinde takılı kalmak bana göre değildi. Cenneti özlemenin nasıl olduğuna kafa yordum. Yorgun kafam beni beynelmilel bir uzlaşma alanına değil Türklüğe süratle sürükledi. Bana Türklüğü cazip gösteren neydi? Yaşadığım toprakların tarihte iki kez vatanlaştırılması yeterli bir cazibe merkezi sağladı bana. Kur’an sebebiyle yükselen itikadın millet yaratmış olması ve seferberlik sonunda vatanlaştırılmış topraklara bir daha sahip çıkılması beni sarhoş etti. Bu sarhoşluğun ölümüme yol açması için Rabbime dua ediyorum."
İsmet Özel, 2 Zilhicce 1443 (30 Haziran 2022)
- Nihat (GENÇ) Ağabey bir yazısında, "Üniversiteyi bitirdim, eve geldim birde baktım ki iki binin üzerinde kitap edinmişim", diye bahseder. Hafuzumuz -iki gözümüz nuri- okulu bitirip İstanbul'a taşınırken -yirminin üzerinde- kitabını bize göndermiş. Bu kitap da onlardan biri. Mukayese etmesekte, bunada şükür diyelim, berhudar olsun, sağolsun, bahtı açık olsun. Allah(Azim eş-Şan) -dünya, ahiret- O'na ve bizlere "HAYRLAR" ihsan etsin, cehennem ateşinden korusun (amin - ecmain. Bi-hürmeti Seyyid el-Murselin).
AHZÂB Hattı / Akyazi
- Muhammed Ali, dinle!
İnkılap istiyorum, "KUR'AN MÜ'MİNİ TÜRK MİLLİYETÇİLERİ İNKILABI" başka değil, hem çabucak;
"Biz, Türkiye Türkleri, muhtelif din, dil, tarih ve ırktan birçok millet elemanlarının asırlar içinde ve İslâm kültürü kazanında kaynayıp hallü hamur olmasından meydana gelmiş mürekkep bir milletiz… Gerçi dil elemanlarımız bakımından orta asya ile yakın bir hısımlığımız var. Fakat biz ne beden ve ne ruh yapımız itibariyle orta asyalı değiliz. Biz bilâkis İslâm çemberiyle çevrilmiş bir ülkede, ırklar sentezi halinde, kendi başına yaşayan, nev’i şahsına münhasır bir milletiz."
(Ali Fuad BAŞGİL - Son Havadis gazetesi "Seçim konuşmalarım" makalesinden: - 1961)
Not: Bu -İsmet ÖZEL vari- tespite kim itiraz ediyor, bilin bakalım? Tabi ki, -ikame türkçü, nazi artığı- Nihal Atsız lanetlisi.
Hendek / AHZÂB Hatti