22 Şubat 2026 Pazar

-Normal Sözlük- "incinmişsin dedi" başlığından;

Hafize kızımızı acile kaldırdık bu gece, doktor kadın "görünürde bir şey yok, pisikologdan da sıra alın birde o görsün?" deyince bu tabir aklıma düştü!. Cümlemizin, çoluk - çocuğumuzun, yaşlımızın - gencimizin hal ve hayatını -hoyratça- mahvettikleri halde, psikoloğun "incinmişsin!" Demesinden ürker olduk? İmdi, ha bu "Allahsız - imansız - kitapsız - namussuzluğun" yanlarına kâr olarak kalacağını asla kabullenemeyiz!!.

12 Şubat 2026 Perşembe

Yaşasın - Varolsun "CUMHURİYET"

Pasaport çıkarmak için nüfus idaresine gittim, Salona asmışlar bu tarihî resimleri!. (bilmediğim) yeni tarihi bilgiler öğrendim; mesela 1940'larda kurulan "İsmet paşa" olan ilkokulun ismi sonradan "Ziya Gökalp" olarak değiştirilmiş? Hendeğimizin milliyetçilik bilincini bir kez dahi takdir ettim. Burası Sakarya - Handağı hafız, lagalugacı - amerikancikların adı esamesi okunmaz, o kadarrr!.

1 Şubat 2026 Pazar

HAK EDİLMİŞ BİR GALİBİYETİ MÜDAFAA;

"Amerikalı olmak için zahmete girmeye gerek yok. Tarihte zahmet yükünü çekemeyenler Amerikalı oldu. Günümüz şartlarında Amerikalı olmakla, olmak istemekle zahmetsiz galibiyet, istemek müterâdiftir. Türk olmak hak edilmiş bir galibiyeti müdafaa ile mümkündür. Türk olmak için tarihte bir zahmete girilmiş ve bunun semeresi alınmıştır. Şimdi yeni bir zahmet dönemi bahis konusu değildir. Semerenin müdafaası kifayet eder." (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

29 Ocak 2026 Perşembe

"ÜÇÜN BİRİNİ ALMAK: AKP, MHP, PYD"

"SERMAYENİN SAMUR KÜRKÜ PYD’NİN HÜSRANI (I-II)" "İnsan varlığı ve Türk varlığı ahiret yurdunun esas alınması bahsinde müteradiftir. Çünkü kâfirlerin Geç Antikite diye adlandırdıkları zaman diliminde Kayserin ve Kisranın esasa dünya hâkimiyetini alarak ahiret yurdunun hayrına engel teşkil etmelerinin tasfiyesi Resulü Ekrem’in Risâlet’inin gayesi idi. Aynı gaye hem derebeylikler çağında Türklerin bir vatan sahibi olmaları sırasında, hem de kapitalizm ölüm döşeğine düştüğü günlerde bu vatanı elde tutma ısrarlarıyla tahakkuk etmiştir. Bu son aşamada Araplar dünya malına tamah edip İngilizlerle anlaşarak Türkleri kendi başlarına bırakmış, buna mukabil Kürtler dünya menfaati hatırına ahiretlerini feda etmeyeceklerini beyan ederek başının çaresine bakmaya çalışan Türklere kurşun sıkmaktan imtina etmişlerdir." (İsmet Özel, 16 Haziran 2016) "PYD Rusya’da, İsveç’te açtığı bürolara, medeni dünyadaki saygınlığına rağmen Akdeniz’e uzanan koridoruyla Kürdistan’ı gerçekleştirme bahsinde hüsrana uğrayacak. Çünkü dünyadaki Kürtlerin % 80’i Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’de yaşayan Kürtler ise kendi mevcudiyetlerini kendi gözlerinde Türk tarihinden tecrit ederek canlandıramaz. Türkiye’de Türk tarihi dışında kendine yer bulamayan Kürtler yaşamaktadır ve bunlar dünya Kürtlerinin ekseriyetidir.. PYD Kürt ekseriyetin burun kıvırdığı bir Kürdistan için nasıl destek toplayacak?" (İsmet Özel, 20 Haziran 2016) Ve dahası var; "ÜÇÜN BİRİNİ ALMAK: AKP, MHP, PYD" başlıklı yazı; 'Bu üçten ilk ikisi sallantıda ve sarkık, üçüncüsü ise kararsız ve kalkıktır. Bunlardan hüsranını tanımağa namzet kalkış neticesini idrake mahkûm edildiği halde yüzüne henüz karar vicahen tebliğ edilmemiş olan PYD görünüyor. İlk ikisinin ne olursa olsun, herhangi bir şeyi tanıma yeteneği bulunmamaktadır. İşlerin neden bu tarzda döndüğünün tarihi, siyasi, sosyal, felsefi, ekonomik, sosyolojik, sebepleri var; ama ben size vaziyete ışığı kestirmeden tutacak esaslı bir sebep göstereyim: Hayatlarını ipotek etmeksizin yaşayamamaktan maada bunu bahşişe konabilmek mukabili yapan ve netice olarak hayatlarının rehinciye terkinden saadet hissi alan kimseler ikballerini AKP’nin ve MHP’nin ayak sürüyüşünde arayanlardır. PYD bünyesinde ise yaşayabilme imkânlarını hayatlarına ipotek koydurmadıkları miktarda kullanabileceğine inanan kişiler bulunuyor. Uçuk-kaçık sözler mi bunlar? Uçmayanların ve kaçmayanların Tansu Çiller’e Refah-Yol hükümetine rıza göstermediği takdirde divan-ı harbe gideceği tehdidini savuranlardan ibaret kaldığını düşünenler nazarında, evet. Çok şey değil, hemen her şey günlerimizin bilinçsizliğin ve duyarsızlığın süslediği şekliyle geçmesine sebep oluyor. Meselâ görünürde Türkiye’nin alacağının neden sadece üçün biri olup da, dördün biri olmadığını merak etmiyoruz. Dördüncüsünü, CHP’yi neden zikre ve ikrara ihtiyaç duymuyoruz? Bir yandan Türkiye’nin çok partili seçime geçtiği 1946’dan beri girdiği hiçbir seçimi kazanamadığı öne sürülen, diğer yandan TC devletinin anaç partisi, TC resmiyetinin öz partisi olduğu iddia edilen CHP neden hesap dışıdır? Dünya Sistemi onu 27 Mayıs 1960 sabahı kullanışsız şekle getirdi, pratik değerini kaybetti. Görünürde DP iktidardan düşürülmüştü. Gerçekte yok edilen CHP’nin DP’yi seçim yenilgisine uğratma imkânıydı. 27 Mayıs 1960 hareketi bir tür asriliğin Türk milletinden güç alma ihtimalini ortadan kaldırdı. Asrilik ancak Dünya Sistemi lehine görev almağa hazır unsurların birbirleriyle itişmelerine yakıştırılan şey olarak ve Türk topraklarını zapt ü rapta yarayan bir güç haline gelerek kabul gördü. Bilinçsizlikle ve duyarsızlıkla süslenmiş bir algılama bölgesinde benim yapabileceğim bir iş var mı? Hayır, yok. Bu yazıyı yazmağa giriştiğimde size kendimin niçin gerek AKP’ye ve gerekse MHP’ye hayat sahası temin eden dinamiklere uzak, giderek düşman olduğunu, buna mukabil PYD’nin parlaklığını sağlayan dinamiklerle ne derecede dost, o dinamiklerle nasıl içli dışlı olduğunu izah etmek niyetindeydim. Yazı ilerledikçe niyetlendiğim şeyi başarmağa güç yetiremeyeceğimi fark ettim. Yazarlık hayatımın ilk gününden itibaren yanlış anlaşılma ihtimaline kötü gözle bakmadım. Okurun bildiğini okuması beni tedirgin etmedi. Yeter ki, bir şey anlama zevkine talip olunsun. Geçen zaman haysiyet kaybı korkusu getirdi bana. Birileri içlerine çektiği zehri yüzüme üfürsün istemiyorum. Bahaeddin Nakşibendi’nin müritlerinden biri şeyhe şunu söylemiş: “Efendi hazretleri, bize çok güzel, çok manalı sözler söylüyorsunuz; ama bize bunları nasıl anlamamız gerektiğini öğretmiyorsunuz”. Şeyhin cevabı şu olmuş: “Evlâdım, ben sizin önünüze lezzetli ve nadide meyvelerle dolu bir sepet koyuyorum. Sen de bana bunları bizim için yeyiver diyorsun”. Bu naklettiğim hikâye benim halimi izah eder mahiyette değil. Çünkü ben şimdiye kadar kimin önüne armut sepeti koymuşsam dünyadaki bütün armutların sapı, kimin önüne üzüm sepeti koymuşsam dünyanın bütün üzümlerin çöpü şikâyet konusu oldu. Peki, o sulu armutlara, o rengârenk üzümlere ne oldu? Onların hepsi gövdeye indi." (İsmet Özel, 20 Mayıs 2016 'İstiklal Marşı Derneği")
Edit: İ.m.d. portalı (Üçün birini almak:Akp,MHP,pyd) yazısını siteden kaldırmış, bir haber portalı -analiz adı altında- yazıyı sitesine alintilamasa kaybolup gidecek? -Bu Mel'anet de- Bizi dernekten kovduranların bir tertibi olarak kayda geçsin!.

22 Ocak 2026 Perşembe

"Gürcü-arap (GÜRARP) Krallığı?"

"Ben gürcüyüm, hanım arap" diyen siyonistin (aynı suud-siyonist krallığı gibi) veledi "gürarp-biloyu veliaht" tayin etmek sureti ile (amerik-israile de yaslanarak) giriştiği son mel'anet. (Yaban-domuzu kıçı yalayıcı), buldok-sürüsü ak-itler; "DUA ETSİNLER Kİ GÖKTEN KEMİK YAĞSIN, (HADİ YÜRÜYÜN BAKEM) KÖPRÜ ALTINDAN GEÇEN ARABALARI SAYMAYA?" (AHZAB HATTI / HANDAĞI)

16 Ocak 2026 Cuma

-Gazeteci- Serdar AKİNAN Bey'e Cevaben;

Serdar (Akinan) bey; Hendek beld. Başkanlığınnı 1999 - 2014 arası 15 sene yapan bir yamyam, 2015’de vekil seçilerek 34 milyon lira (o zamanki kurdan 30 milyon dolar) borç devrediyor, atama ile gelen başkan 2019'da aday olamıyor ve yeni başkana 110 milyon lira (o zamanki kurdan 20 milyon dolar civarı) borç devrediyor? 2024 seçimlerinde seçimi kazanamayıp kayyum atanıyor ve çok fazla borç devraldığından yakınıyor? Seçimi kaybeden gürcü - yamyamın (900 parça belediye arazisinin 150 parçasını satarak) -sadece- seçim kampanyasına 150-200 milyon lira (dolar kuru ?) harcadığı biliniyor!. Şimdi güya kavga ediyorlar, "SEN ÇOK ÇALDIN - BEN AZ ÇALDIM?" deyu. Daha iki seneyi doldurmadan kayyum "PÜSKÜLLÜ-BELAYI" kasvet sarmış görünüyor? Kimse marak etmesin o çaldıkları fitil-fitil burunlarindan getirilecektir?(bi-İznillah)

5 Aralık 2025 Cuma

اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ "Biliniz ki Müşrikler birer pisliktir" (-2-)

"Ekmek herkese yetecekti aslında, Tarlaya karga dadandı. Ambara fare, fırına hırsız, Memlekete (papaz sikertmesi) harami. Geldikleri gibi gitmediler, Kimi itini bıraktı, kimi bitini, Kimi de piçini, Yoksa bu kadar cibiliyyetsizin, Bizden olması mümkün değil...!!!" (Ahzab Hattı / HANDAĞI)

11 Kasım 2025 Salı

İhsan Eliaçık Zohran Mamdani'yi yorumladı:




"Tüm yeryüzü mabetse, tüm meşru fiiller de ibadettir"

 Havra, kilise ve cami duvarı seyretmeyi ibadet sayanların denizi ve çiçekleri seyretmeyi nasıl değerlendirdiklerini merak etmeliyiz. Biz onların çiçeklerden, kuş seslerinden söz ettiklerini hiç duymadık. Çiçek cennetin sembolüdür. Onların dünyasında çiçek olsaydı dünyayı cehenneme çevirmez, kendileri dışındakileri cehennem kütüğü gibi görmezlerdi!.

7 Kasım 2025 Cuma

Devr-i İstibdad;

 Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,

Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd!

Diyor ecdâdımız makberlerinden: “Ey sefîl ahfâd ,
Niçin binlerce ma’sûm öldürürken her gelen cellâd,
Hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd?

Yüz milyon ahâlî üç şakînin böyle mahkûmu
Olup çeksin hükûmet nâmına bir bâr-ı meş’ûmu !
Utanmaz mıydınız, bir saysalar zâlimle mazlûmu?
Siz, ey insanlık isti’dâdının dünyâda mahrûmu,
Semâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhûmu!”

O birkaç hayme halkından cihangîrâne bir devlet
Çıkarmış, bir zaman dünyâyı lerzân eylemiş millet;
Zaman gelsin de görsün böyle dünyâlar kadar zillet,
Otuz üç yıl devam etsin başından gitmesin nekbet ...
Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!

Semâ-peymâ iken râyâtımız tuttun zelîl ettin;
Mefâhir bekleyen âbâdan evlâdı hacîl ettin;
Ne âlî kavm idik; hayfâ ki sen geldin sefil ettin;
Bütün ümmîd-i istikbâli artık müstahîl ettin;
Rezîl olduk... Sen ey kâbûs-i hûnî, sen rezîl ettin!

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
'Bu bir cânî!' dedin sürdün-ya mahkûm eyledin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdâna, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se...
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblîs’e!

Değil kâbûsun artık, devr-i devlet intibâhındır.
Gel ey nâzende hürriyet ki canlar ferş-i râhındır.
Emindir mevki’in: En pâk vicdanlar penâhındır.
Serâpâ mülk-i Türk müeyyed taht-gâhındır
Serîr-ârâ-yı ikbâl ol ki; bir millet sipâhındır .

* * *


31 Ekim 2025 Cuma

"GÜRCÜ-KLANI BİLOYU İŞARET ETMİŞ!."

Bir ay kadar önce -ilçe başkanı ile- ziyaretimize gelen, -merhum- babamın arkadaşı ve ortağı (sabık) m.vekili; "- Biz ak partiliyiz, (gürcü ilçe başkanını işaretle) bunlar da akp.'li demiş idi?" Dün bu videoyu izleyince taşlar yerine oturmuş oldu! "Nasrani Emine hanın, Belalı işaret etmiş?" Ne yaparsa yapsınlar, bu "SİYONİST-KLANİST, MOĞOL SÜRÜSÜNÜ" tarihin çöplüğüne gömeceğiz (bi-İZNİLLAH). (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

29 Ekim 2025 Çarşamba

"Cumhuriyete karşı rezillik ve Saray'ın köpeklerinin perişanlığı;"

- Merhum - Ağabeyimiz, "Benim ancak cesedim susar" diyor, lakin cesedinin de susmadığının-susturulamadığının şahidleriyiz;

24 Ekim 2025 Cuma

"EN BÜYÜK SAVAŞ ALANI TÜRKİYE;"

İşte bunun içindir ki, İslam dünyasının günümüzdeki ‘en büyük savaş alanı’ öyle sanıldığı gibi Afganistan, Irak, Libya, Suriye (Filistin) falan değildir; Türkiye’dir. Geleceğe yönelik en büyük etkiler Türkiye’de verilen savaşın sonuçlarıyla belirlenecektir. Türkiye’de son yıllarda verilen Kuvvayı Milliyecilerle saltanat dinciliği, Cumhuriyet mirasıyla geleneksel Emevî-şirk mirası arasında Batı’nın destek ve kontrolünde sürüp giden büyük savaş, Arap Baharı denen lanetli güdümün yarattığı savaşlardan da Suriye (Filistin) ve lrak’taki savaştan da çok daha büyüktür, çok daha anlamlıdır. Özgür yaratıcı benlik haykırışlarının yaşadığımız günlerdeki en güçlülerinin yankılandığı coğrafya da Türkiye’dir. Hedef, Ortadoğu coğrafyasında, İsrail’den daha büyük devlet bırakmamaktır. BOP, işte budur. Sağa sola hiç çekmeden ve büyük bir üzüntü duyarak söyleyelim ki, Müslüman dünya, kendisine kurulan emperyalist tuzağa düşmüştür. Cumhuriyet sayesinde bir istisna gibi duran Türkiye de ayaklarını ve kanatlarını tuzağa kaptırmak üzeredir. 1950’lerden sonra oynanan, Yeşil Kuşak İslâmî, Afganistan'daki Taliban oyunu, şimdilerde yine bizim üzerimizden oynanan İlımlı-İslam oyunu büyük haçlı-siyonist senaryonun muhtelif perdeleridir. İslam bir ‘ilkellik ve dehşet sistemi’ olarak lanse edilebilmiştir. Kinini din, kan dökmeyi ibadet, "oyuna gelmeyi-aldanmayı-aldatmayı" zafer sanan akıl ve aydınlık düşmanı birtakım ciasalcı çeteler aracılığı ile... Son ve kesin zafer, Türkiye'nin düşürülmesiyle elde edilecektir. Ana hedeflerden birincisi Türkiye’dir. On hazırlıklar, Cumhuriyet düşmanı hurafe ve sömürü dinciliğine zaten yaptırılmış bulunuyor. Yaşadığımız günler, hazırlık döneminde ekilen fidanların meyvelerinin devşirilmekte olduğu günlerdir. Emperyalizm ve yamakları, olanca gayretleriyle bunu sağlamanın peşindeler ve tabi ki hüsrana uğrayacaklar!. Cennetin en imrendirici tasvirleri su merkezlidir. Nehirler, bazen saf-bal nehirleri olarak tasvir edilir. Cehennemin belirgin özelliklerinden biri de sudan mahrumiyettir. Cehennem bir anlamda, içilecek vasıfta suyun bulunmadığı yerdir. Şu tasvirdeki kahredici susuzluğa bakın: “Ateş halkı, cennet halkına seslenir: ‘Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!* Şu cevabı verirler: ‘Allah, o ikisini de, gerçeği örten nankör-zalimlere haram kılmıştır.’* (Araf, 50} Su, Kur’an’a göre, hayatın, mutluluğun, o arada yeşilliğin, ziraatin de esasıdır: “O küfre sapanlar görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan imal ettik. Hâlâ iman etmeyecekler mi?” (Enbiya, 30)
17 ağustos 1999 depreminden sonra güya yardım mahiyeti adı altında -Arifiye /Hanlıköy- "Tank-Palet Fabrikalarına" yakın bir mıntıkada, geniş bir araziye kurdurulmuştur. ayrıca bir ilk-öğretim okulu da yaptırılmış ve ülkemizin müstemleke haline getirilmesine ivme kazandırılmıştır!.

23 Eylül 2025 Salı

"حاليمه بنت ياچوب"

Bu kadının babası Yakup amcanın 1998-99 yılları arasında S. Arabistan'ın Mekke şehrinde ki evinde kiracısı olarak kaldım, amcanın elektronik ve klima tamir-bakım atölyesi var idi ve orada Yemenli-Malezyalı ustalar çalışırlardı. Bu kızını da onlardan birine vermiş demekki? 1960 larda hac vesilesi ile gelmiş ve suud vatandaşlığı almış iyi bir insan olarak tanıdık kendisini. İmdi kadınlardan emir olur mu? sorusuna gelecek olur isek; Umman da uygulanan haricilerden kopmuş "İbadiyye" mezhebi buna cevaz vermektedir ve gayet kuvvetli ictihat-delil ileri sürerler. Zalim-Fasık sultana itaat edilmeyeceği ve güvenilir bir er kişinin bulunamadığı ortamda, kadının seçimle emir yapılabileceğine cevaz verirler ki, ben dahi görüşleriyle mutabıkım!.

"al baraka" denen "tefeci-bezirgan amerikancıklar" güruhu üzre, Mülahazat - 1 -

Gayr-i milliliğin dibine vurmuş, "Türk" ibaresine ve vatanına düşman suud menşeili (güya) finans kurumu? Kimleri finanse ettiğine bakılırsa durumun vehametinin iğrenç ötesi olduğu anlaşılır? Dört seneyi aşkın bir vakittir oğlumu kürek mahkûmundan beter, "tehdid - şantaj ve mobbing" muamele ile köle gibi çalıştırıyorlar? Askerlik dönüşü ayrılma emareleri görünür iken, çocuğuma nasıl bir baskı şantaj yaptıysalar ki eğer, benden uzaklaştırıp, benle konuşmayacak raddeye getirdiler? Seçim döneminde -Hendekli hempaları- bir "pravakatör-ajan" vasıtası ile seçime müdahale ettikleri ve çocuğumu seçim sonuçlarına (lehime) müdahaleden menettikleri anlaşılıyor? Bu suud-araplarının "paraya-mala tapınmada" mekke müşriklerinden ileri olduklarını bilirdim, lakin bu kadarını tahmin edememişim! Bu "imansız - Allahsız - namussuzlar" gemi azıya almışlar, bop-sarayın "gürcü siyonistiyle beraber" Türk çocuğunu köleleştirip sapıklıklarına manivela-alet etmeye kalkışıyorlar? Haddi zatında sonlarının "kureyza yahudileri" gibi olacağını -domuz gibi- bilirler, lakin Allah(Azim eş Şan)'ın "KAHHAR ve MUNTAKİM" sıfatlarına iman etmezler, hadi bakalım? (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

21 Eylül 2025 Pazar

"Tasavvufçulardan İsrailiyat ev Hikayat" (Safi Arpaguş)

Hıyanet işlerine atanan -tasavvufçu- prof. ismini yıllar önce (meslektaşı, Ankara ilahiyattan) Ethem Cebecioğlu hocanın telif ettiği "tasavvuf terimleri sözlüğün" de gördüm deyu hatırlıyorum! O zamanlar tasavvufa merakımız münasebeti ile (altınoluk dergisinde) Hasan Kamil Yılmaz hocayı, (Rizeli) İsmail - Mustafa Kara kardeşleri, hatta F. Gülen'in (tasavvuf terminolojisiyle yazdığı) "kalbin zümrüt tepeleri" adlı kitabını hediye ettiler ve okudum. O zamanlar Ethem Cebecioğlu hoca talebesi (yetişmemizde büyük emeği olan) -üstadımız- Dr. Necati Öztürk hocamıza gönderdiği tasavvuf dergilerini iştiyakla takip ve tetkik ettik. İmdi Bursa ilahiyattan Süleyman Uludağ ve (bilhassa) Mustafa Kara (Alman müsteşrik) Annamaria Şimel (Cemile Alatlı)'nın tilmizinin ve (ingiliz dön(e)me(me) Hamit Algar hakkındaki övücü yazıları tasavvufcular hakkında işgillenmemize sebeptir? Bu kişinin de bilhassa H. Kâmil Yılmaz üzerinden bu gruba dahil olduğunu düşünüyorum? Bu M. Kara denen rizeli, (alaman üstün hizmet nişanesi olan) A. Şimel gâvuru kadına vefatında (eb-cet hesabı ile) "Cenazeye gelen, 3'ler - 7'ler - 40'lar Cemile bacı için, er kişi niyetine dediler?" deyu taltif düzmüştür!. (AHZAB Hattı / HANDAĞI)
İmdi, -merhum- Yaşar Nuri Öztürk hoca da tasavvuf profesörü, (güya) bu za(r)t da? birde "alerbaşın" elini öpüyor, Diyanet "şaaptı baba tekkesimidir" deyu sormak lazım?

16 Eylül 2025 Salı

- 3 -

-Normal Sözlük- "israil" Başlığından; Bu ahval ve şeraitte dahi, imha edilmeleri (kureyza yahudileri gibi) -leşlerinin kuyulara doldurulması- an meselesidir? Bir "Haydar-ı Kerrar" veya (Selman-ı Pak muharebesi galibi) -kıyıcı- "Ali Nureddin paşa" misali er kişinin meydana çıkmasına bakar? "Telef - telef - illâ telef!."(Bi İznillah)

9 Eylül 2025 Salı

-Normal Sözlük- "Türklerin ırkçı olmadığı gerçeği" başlığından;

Dün Akyazı devlet hastahanesine gitmem gerekti (nöroloji doktoruna muayene için). Neyse dolmuşa bindim hastaneye gidiyoruz, minibüsün çoğunluğu (şoför dahil) "kırmançi (-güya- kürtçe)" konuşuyor? Arka sırada yanındaki ile konuşan yaşlı kadın, konuşma arasında "dünya malı, dünyada kalır" cümlesini "türkçe" söyledi ve kırmançiye devam etti? Be kadın, madem konuşmanın hepsini kırmançi konuşamıyorsun ne demeye hala (ısrarla-iştahla) konuşmaya, kime-neyi kanıtlamaya çalışıyorsun? O ara arabaya el etti birisi, şoför de "bu araba değil 10 dakika sonra geçecek olan araba" deyu cevap verdi? Sonrada yanındakine, "attım bir yalan, araba ancak yarım saate gelir, beni niye boşuna durduruyor ki, beklesin şimdi?" dedi. Yanındaki de önce kırmançi, arkada (beni fark edince) Türkçe "neden yalan konuşuyorsun ki?" deyu çıkışı-verdi. Bilhassa "çerkez-gürcü-abaza" kabilecilerin azdırdığı bu "2'ci kanala geçip, Türk milletini rencide etme" namussuzluğu hayra alamet değildir? Elbet bir gün devran döner, hesabını çok acı bir hal ile öderler? (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

7 Eylül 2025 Pazar

"BİZDEN ÖNCE GİDENLERE SELÂM OLSUN ERENLER;"

Müteveffa, İbrahim Dünya hocamız ile tanışıklığımız 1985 yılında Hendeğe gelişi ve "Kız Meslek lisesin" de öğretmenliğe başladığı yıllara kadar dayanır. Ben 15 yaşında bir İ.H.L talebesi olmam ve mensup olduğumuz camianın denk düşmesi hasebiyle tanıştık - kaynaştık ve fahri bir talebesi olmak ile müşerref olduk. O zamanların çok canlı siyasi - ictimai - ilmi ortamlarında beraber olduk ve bir hukukumuz oluştu. 1992 yılında S. Arabistana gidişimiz ve orada 25 sene kadar ikame yıllarımızda dahi (izin zamanlarıda da olsa) itibatımızı koparmadık. Taki 2017 yılında vatana ircamızdan sonra İ.H.L. öğretmenliği - idareciliği ve (bir ara) Nene Hatun Orta okulunda ki görevleri münasebeti ile İ.H.L.'de oğlumuz Enes'in, Nene Hatun da ise kızımız Hafizenin Muallimliğini (üst düzey bir yetkinlik ile) ifa etmeye gayret gösterdiğinin şahidiyiz. Bu geçen 8 sene zarfında birbirimizin hayat tecrübelerimizden "ilmi - fikri" birikimlerinden istifade etmeye gayret ettik. Hiç unutmam İmam Hatipte o kadar tanıdığımız bizi bilen o kadar hocalar olmasına rağmen (muhalif duruşumuzdan mütevellit kimse bize itibar etmemişken) -kabileci zındıkların hışmına uğramaktan çekinmeyerek- bir Kur'an'ı Kerim dersine davet etmiş ve talebeleri ile sohbet etmemizi sağlamıştır, bu cesareti - feragati (her türden) takdire şayandır. İki yıldır Bizim de ağır bir rahatsızlık geçirmemiz, Hocamızın da elim bir rahatsızlığa düçar olması hasebi ile (ister istemez) irtibatımızın kopma noktasına gelmesine vesile oldu? 26 Haziran daki İ.H.L. veda ictimaından haberimiz olmadı ve ha bugün, ha yarın ziyaret edelim derken, dün vefat haberini aldık (meal-esef). Ve böyle "MÜ'MİN - MUVAHHİD - MUHSİN BİR ALLAH ERİ"nin Cenazesine "DÜĞÜN-VUSLAT ANINI" müşahade etmek üzre müdahil olduk (ELHAMDÜLİLLAH). "Hocamıza, Allah (Azim eş-Şan) katından azim ikramların mübarek olması niyazı ile; "REFİK-İ ALAYA(YÜCE DOST'A), CENNET BARINAĞINA, DOLU-KADEHE, GÜZEL-NASİBE, HAYATA VE MEMATA" ("Muhaciri - Bende-i Nebi" Yaşar Altındal - AHZAB Hattı/HANDAĞI)

4 Eylül 2025 Perşembe

(HALASKAR - GAZİ'İ - NAMDAR) -SAKALLI- ALİ NUREDDİN PAŞA -HAZRETLERİ- (1873 - 1932)

1924 Meb'us seçimlerinde "Askerlikten istifa etmediği gerekçesi ile) -ezici coğunlukla- chp. adayına karşı "Bağımsız-Müstakil aday olarak" kazandığı vekilliği tescil edilmemiş, akabinde yapılan 1925 ara seçimlerinde (diğer 2 aday "birer oy" almasına rağmen) kalan 298 oy'un tamamını alarak meclise girmiştir. (Acizane - bizde) 100. Sene sonra aynı kaderi paylaşıyoruz!. Allah (Azim eş-Şan)în inayetiyle -GAZİ PAŞA Hazretlerinin- "BÖLÜCÜ VATAN HAİNLERİNE, ARSIZ-HIRSIZ-NAMUSSUZLARA" karşı giriştiği "KIYICI - TAVİSSİZ mücadelemizi" devem ettireceğiz!. (AHZAB Hattı/HANDAĞI)

3 Eylül 2025 Çarşamba

- Normal Sözlük - "31 mart 2024 mahalli seçimleri" Başlığından;

(Seçime 10 gün kala "ağır bakıma kaldırıldığım gün") Hendek de yapılan anketi birkaç hafta önce fark ettim ve bunun üzerine nasıl bir "tahrif-manipülasyon" yapıldığını yorumlamak vacip oldu!. İmdi seçimi kaybeden ve (güya) kazananın belediye meclis oyu; 15 bin (küsür) - 15 bin (küsür) 3'cü Chp. 10 bin (küsürsüz), 4'cü Yrp.'nin 4 bin (küsürsüz) .. vs. oy aldıkları ve benim (meclis adayım olmadığı halde) bly. başkanlığı seçiminde de 42. (kırk iki) oy aldığım iddia edilerek son sırada gösterildim? 25. meclis üyeliğinin 8. adeti (kaybeden) mhp-akp ittifakına verildi, 8. adeti de (güya kazanan veya kayyum atanan) Bbp.'li (kaybedenden bir önceki akp'den aday yapılmayıp -sonradan da-, "büyük birliğe itelenen") i. püsküllübela yamyamına tahsis edildi? 5. adeti ise chp'nin aldığı (veya aldırıldığı) 10. bin oya tahsis edildi? ve 13.kişilik bbp.-chp. bldye. meclis çoğunluğu doğdu? Yrp. (Yeniden Refah) bldy. bşk. seçimlerinde 4000 oy aldığı ilan edilmesine rağmen (2. meclis üyesi verilmesi gerekirken) hiç üye kazandırılmadı? Yani seçimlere dönük (bize karşı) çok aşırı bir tahrip ve saptırma olduğu aşikardır? Memleketimizde -tekrar- adalet tesis edildiğinde, (tarafsız) hakim karşısına çıkacaklar, eğer zerre kadar haysiyetleri-cesaretleri varsa -seçimi tekrarlayıp- "o çarpı işareti bastığım müsrif-yamyamın yerine" kolunu havaya kaldıran "bop.-saray zalimini" aday yapsınlar ki, (bu halimizle dahi) dünyanın kaç bucak olduğunu gösterelim? (Ankette, seçime 10. gün kala -ağır bakıma düşmemizden istifaden- % 1 oy alanlar gösterilirken, % 9.3 gibi büyük bir oran "Diğer-kararsız" olarak gösterilmesini dikkatinize arz ederim!.)

26 Ağustos 2025 Salı

"TÜRK SOSYALİZMİ" üzre mülâhazat; -1-

Niyazi Berkes hoca, altmışlar da ortadoğuya, kuzey afrikaya, bilhassa Mısır'a yaptığı ziyaretlerde (Ziya Gökalp'ın da yakın arkadaşı) -türkiyeli arap milliyetçisi- Satı el-Husri ile yaptığı mülakatları naklediyor? baas'ın kururucularından mişel eflak gibi hıristiyanların "islam arabın ruhudur?" derken, Satı el-Husri (seküler arap milliyetçiliğinin belkide ilk temsilcisi olarak) İslamı arap milliyetçiliği ile örtüştürmemiştir. "arap mıllıyetçısı-sosyalist" bazı gayr-i müslim unsurlar, İslam'ı milliyetçilik-sosyalizm içinde eritmeye kalkıştı ve hayli başarı oldu?!. Bu sebeple bunu "aks'el amel" ile türkçülük üzerinden milliyetçiliğimize yedirmeye çalışanlar buğün dahi başımızın belâsıdır? Dr. Hikmet Kıvılcımlı gibi münevverlerimiz halkçılık ile soysalizmi - İslam'la örtüştüren "milli-manevi-ilmi" bir ideoloji olarak vâz etmiştir. Berkes hoca, "Arap-Nasır sosyalizmi ideoloğunun" da bir -Türk kökenli- subay olduğunu anlatır ve onunla bu meseleleri uzun-uzadıya konuştuğunu söyler. Fil hakikâ, "Türk sosyalizmi" de milli-dini-ilmi hakikatlerden ayrı düşülemez. "Türkçülük" denen akım, "HAÇLILARA VE SİYONİZME HİZMETTİR" asla "Türk Sosyalizmi-Milliyetçiliği" ile anılamaz!. (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

"TÜRKİYE'DE MİLLİYETÇİLİK: SOSYALİZMDİR" (Dr. Hikmet KIVILCIMLI)

“Türkiye’de de, işçi sınıfımızın bayraklaştırdığı bir çok Sosyalistler, burjuva aydınları oldular. Daha tipik örnek: Türklere türkçülüğü öğreten Ziya Gökalp en katışıksız burjuva ideoloğu idi. Ömrünün sonunda tüm düşüncelerinin muhasebesini dürüstçe yapar yapmaz, ne buldu? Nice kafasını işletmeyen sağcıya ve şarlatan solcuya (hele Kadroculara) parmak ısırttı: Türkiye’de sosyalizmden başka gerçek milliyetçilik olamıyacağını sezdi ve bu doğruyu açıklamakta sakınca görmiyen bir sosyalist olarak öldü. Milli Kurtuluş hareketimiz, Mustafa Kemal’in unutulmaz deyimi ile: ‘EMPERYALİZME VE KAPİTALİZME KARŞI’ çıktı. Kapitalizme karşı olan ilericilik: SOSYALİZM’den başka ne olabilirdi? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kotarılan ilk ‘HALKÇILIK PROGRAMI’ bilinen, Sosyalizm sözcüğünü ‘HALKÇILIK’ diye tercüme etmekten başka bir şey değildi. Kapitalizmin bir başka düşmanı daha vardı. Derebeğilik gericiliği, Kuvvay-ı milliyeci Mustafa Kemal’in Derebeği veya gerici olduğunu kimse iddia edebildi mi? Hayır. Türkiye’de Sosyalizm düşmanlığı, Modern Toplum düşmanlığı oldu; ülkemizi dünyanın en geri derebeği artığı durumuna sokmak istedi. O yüzden, Türkiye’de, Babil çağından kalmış Tefeci-Bezirganlığın, Finans-Kapital köleliğine karşı MODERN TOPLUMU savunmak, Tarihin bir cilvesi olarak sosyalistlere düştü. Batıda modern KAPİTALİZM’in gerçekleştirdiği VATANSEVERLİK ve MİLLİYETÇİLİK, Türkiye’de sosyalistlerin boyunlarına borç oldu ve oluyor.” (SOSYALİZM anlayışımız nedir?) “Bilimsel Sosyalizm Dogmatizm (NASSI KAATI’cılık) değildir. Batıda Sosyalizm adı verilen şey Türkiye’de İKİNCİ KUVVAY-I MİLLİYECİLİK(Türk Sosyalizmi, "İLİM ve AKL-I SELİM" yolu)'dir."

24 Ağustos 2025 Pazar

-Normal Sözlük- "Yazarların Askerlik Fotoğrafları" Başlığından;

Sene 2006 - Burdur (57'ci topçu alayı) bedelli; manganın bir çogu Faransa'dan, Yanımdaki Osmaniyeli Astsubay, (sol başta ayakta, manganın en uzunu) M. Doruk -Amerika- lokanta da müdür, alamancılar ağırlıkta vs... Sizde fark ettiyseniz amerika'dan gelenler onlara şeklen de benziyor? -Sözüm ona- "Türk ırkını ıslah edicilerin" mel'aneti olsa gerek? Takdir edersiniz ki "Fato yapılanmasının" -en civcaklı- zamanları!.

-Normal Sözlük- "Türk'ün Ateşle İmtihanı" Başlığından;

"kitabı 10-12 sene önce satın alıp okumuş idim, lakin birine verdim bir daha geri gelmedi! hatırımda kalanlar ve anladığım kadarı ile gaziyle ters düşmeleri kadının, kara vasıf, çürüksulu mahmut(gürcü-hendekli) ve hatta ismet inönü ile beraber amerikan müzaharatı(mandası) taraftarı olmasıdır? meseleyi -amerika'dan damızlık erkek getirerek- türk ırkını ıslah etme teklifine kadar vardırmışlardır? yüz bulamayınca (kocişi adnan adıvar ile) yurt dışına çıkmak (dr. rıza nur gibi) zorunda kalmışlardır. kitabın orjinali ingilizce(amerikanca) yazılmıştır ve ne yazık ki gazi'nin vefatından sonra ismet inönü üzerinden ülkemizi "amerikan işgaline" açmışlar ve bu işgal içinse "türk milletinin tabutuna son çiviyi çakmak"da -açılım masası denilen- "vatansız - namussuz - mel'unlara" kalmıştır? lanet başlarına!."

23 Ağustos 2025 Cumartesi

- 12 Ağustos 2025 - HABER HENDEK / HANDAĞI

"Sorsan Hendek bld. seçimlerini kim kazandı? Bbp.'den İ. Püsküllübela (Ali İnci) yamyamı derler! Hakeza işin aslı / esası ne imiş bu resimden anlamak için süper zekaya ihtiyaç olmasa gerek? Bizim anlattıklarımıza burun kıvıran, hatta alay eden tezekler -zahmet olmazsa- bir izah lutfetsinler? Sorsan Bizde -Müstakil aday olarak- "42 (yazı ile) kırk iki" oy almış idik? Dini - imanı, Allah'ı - kitabı "MENFAAT-RİYA" olan vatansız-namussuz karaktersizlik tam da böyle bir şeydir?"

19 Ağustos 2025 Salı

"KUR'AN'A VE EHL-İ BEYT'E HİZMET;"

Hafize kızımızın bu sene mezun olduğu kurs olması hasebiyle genel anlamda memnun olduğumuz eğitim-öğretim kurumu. İsrafa, savurganlığa dikkat ederek yollarına devam etmelerini dileriz. Şüphesiz ki Ķur'an''a hizmet edenler dünya- ahiret mahzun olmayacaklardır. (AHZÂB Hattı / HANDAĞI)
Akyazı Şehit Mehmet Çelik Kur'an Kursu, 2025-2026 eğitim-öğretim dönemi için 14-17 yaş aralığındaki kız öğrencilere yönelik kayıtların devam ettiğini duyurdu. Kurs, tamamen ücretsiz olarak sunduğu kapsamlı eğitim programıyla dikkat çekiyor. (Akyazı Haber)

15 Ağustos 2025 Cuma

EN ŞERİR MAHLÛK: "MÜRAÎ TİP"

Müraî, sadece inanç tiplerinin en şeriri değildir, o aynı zamanda mahlûkların da en şeriridir. Çünkü müraî, Hz. Peygamber tarafından Allah düşmanı ilan edilmiştir. Allah düşmanından daha şerir bir mahlûk tasavvur edilebilir mi? Bu tipi tanımlamakta çok zorluk çekeceğimizi itiraf edelim. Çünkü bu tip bugüne kadar gündem yapılmamıştır. Belki de gündem yapılması, yolu Mâûn suresine çıkaracağı için savsaklamaya gidilmiştir. Bu tipi tanımlamak için Mâûn suresini iyiden iyiye irdelemek gerekir. Müraînin sözlük anlamı olan 'riyakâr’ tabiri kullanılarak işin içinden çıkıldığını görüyoruz. Oysaki Mâûn suresi yepyeni ve diğerlerinden tamamen farklı bir ‘inanç tipi’ ortaya koymaktadır. Riyakâr kelimesi bu tipi tanımlamaya yetmez. Mâûn suresi verilerine dayanılarak bu tipin şöyle bir tanımı yapılabilir: "Müraî, inanç durumu menfaatlerine göre sürekli değişen kahpe tiptir." Müraî tipin taşıdığı temel inanç tutarsızlıkları şunlardır: 1.) Görünürde inanmışlık, 2.) İbadete, özellikle namaza devam, 3.) Riyakârlık, 4.) Din ve ibadetle sağladığı itibarı halkın malını, özellikle kamu kaynaklarını talan etmek için kullanmak, yani çıkarcılık. Müraî tipi geleneksel 4 tipten ayıran, çıkarcılıktır. Müraî tipin esas Tanrısı, çıkarıdır. Münafık bile çıkarı peşinde olmayabilir. Müraî ise hiçbir çekincesi, hiçbir korkusu ve kaygusu olmaksızın sırf daha çok menfaat sağlasın diye yalana ve riyaya başvurmaktadır. İşte Allah’ı öfkelendiren ve müraîye lanet yağdıran budur. Bu unsurları dikkate alarak müraî tipi ‘nitelikli müşrik’ olarak tanımlayabiliriz. Çünkü bu tip, riyaya bulaştığı için otomatik olarak gizli şirke batmaktadır ama müraî, şirkinde de samimi değildir. Böyle olduğu içindir ki ‘müraî, sıradan bir müşrik değil, nitelikli bir müşrik’tir. Kur’an Mâûn suresiyle öyle bir maske yırtıyor ki, arkasından namazlı-niyazlı ama şirkin en rezil çukuruna yuvarlanmış ve Allah tarafından lanetlenmiş korkunç bir tip çıkıyor. Özetleyelim: Allah düşmanlığının kurumu olan şirkin en kahpe mümessilleri Mâûn suresinin tanıttığı müraîlerdir. Bunun içindir ki, biz şuna inanmaktayız: Mâûn suresinin mesajı layıkıyla tanınmadan Kur’an’ın dinini tanımak ve o dinden yararlanmak mümkün değildir. MÂÛN SURESİNİN LANETLEDİĞİ DÖNEK TİP: MÜRAÎ Mâûn suresinin dinciliğe vurduğu darbeden korunmak için tedbir alanlar, bu surenin tanıttığı en şerir tip olan müraî (riyayı meslek edinen) tipi hep sakladılar. En şerir tip olarak münafık tipi öne çıkardılar. Oysa ki, Mâûn suresinin tanıttığı müraî tip münafıktan çok daha tehlikeli ve zararlı bir tiptir. Münafık, başkalarına karşı ikiyüzlü ise de kendi içinde samimidir. Yani münafık, inkârını içinde saklayarak dışa karşı mümin olduğunu söyler. Müraî ise kendi içinde de samimi değildir. Çıkarı elverdiği ölçüde ve sürece inanmış görünür, inanmışlıktan daha fazla yarar sağlayacak bir durum zuhur ettiğinde, içindeki inancı kaldırıp atar. Müraî. öylesine pis bîr karakterdir ki. onun için ne inanmak diye bir mesele vardır ne de inanmamak: onun için tek mesele vardır: Daha çok dünyalık kazanabilmek. Daha çok dünyalık kazanabilmenin en rahat ve risksiz yolu Allah ile aldatmak olduğundan müraîler daima dinciler arasından çıkar. Bunun içindir ki Kur’an, mürailik meselesinde daima dinciliğe ve din-baronları sınıfına gönderme yapmaktadır. Müraîyi Türkçe’de en iyi tanıtacak tabir, öyle sanıyoruz ki, ‘DÖNEK’ tabiridir. Açık inkarcıda döneklik olmaz. İnanmadığını mertçe söyler, sonuçlarına katlanır. Münafık bile durmadan dönmez; onun da iki hali vardır: Dışarıya karşı inanmış görünmek, kendi içinde inkarcı olmak. Yani münafıkın samimi olduğu bir şey vardır: İmansızlığı. Ama bunu saklar. Müraî ise hiçbir samimiyeti olmayan, çıkar ve hesaba göre durmadan dönen bir kahbedir. Kur’an’ın verilerine dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: İçlerinde çıkarcılık saklayanlar, içlerinde inkâr saklayanlardan daha tehlikeli ve daha alçaktır. Mâûn suresi, insanlığın bir türlü kavrayamadığı veya kavramak istemediği bu sarsıcı gerçeği tüm bağlantılarıyla tanıtan eşsiz bir beyyinedir. Bunun içindir ki, Allah ile aldatanlar . Mâûn suresinin adı geçince fenalaşırlar, kimyaları değişir ve Mâûn mesajını gündem yapan kişiye kudurmuşçasına saldırırlar. Çünkü bu mucizeler mucizesi sure onların kirli, kanlı, zalim maskelerini yırtmakta, o maskenin arkasındaki haramla beslenmiş nursuz-ufuksuz suratı ortaya çıkarmaktadır. Unutmayalım ki, riyakârlıkları menfaatçılığa dayananlar, Kur’an’a göre, en tehlikeli, en zararlı mahluklardır.(KUR'AN'IN YARATTIĞI DEVRİMLER)

8 Ağustos 2025 Cuma

"DİNCİ DİNSİZLİK - 2 -"

‘Dinci dinsizlik’ kavramına, benim bildiğim kadarıylaer veren tek kitap Kur’an’dır. Ve yine bana göre, böyle bir kavramın kullanılması, insanlık tarihinin, özellikle dinler tarihinin en büyük devrimidir. Dahası var: Kur’an, dinci dinsizliği tanıtırken, o kendine özgü gerçekçilik, samimiyet, tutarlılık ve insana saygıya bağlı kalarak kendisinin mensup olduğunu iddia eden yalancı kahpeleri örnek veriyor. Hiçbir korumacılık,tarafçılık, ikiyüzlülük yapmadan. Dinci dinsizlik kavramının kullanıldığı sure Maun Suresi’dir. Kur’an burada, muntazam namaz kılan yani görüntü ve resmiyet itibariyle ‘mükemmel’ sayılabilen bazı insanların bazı kötülükleri yüzünden dinsiz-imansız inkarcılar olduğunu, bu örtülü dinsizlerin namazlarıyla bile lanetlendiklerini bildirmektedir. Maun Suresi’nin insanlık dünyasına tanıttığı dinci dinsizliğin temel göstergeleri de sarsıcı birer ibret dersi taşımaktadır ve şunlardır: 1.) Yetimi yoksulu itip kakmak, yoksulların toplumsal servetten pay almalarını özendirmemek yani paylaşımı engelleyerek kitlelerin sefaletine sebep olmak. Bugünkü dile çevirirsek, sosyal devleti yok etmek veya işlemez hale getirmek. 2.) Bütün bu kötülükleri yaparken bir yandan da muntazam namaz kılmak, 3.) Riyakârlık yani ikiyüzlülük yapmak, 4.) Kamu hak ve imkânlarının gitmeleri gereken yere ulaşmalarına bir biçimde engel olmak. Bu engel olma o imkânları çalıp çırpmak şeklinde olabileceği gibi, çalıp çırpanlara seyirci kalmak şeklinde de olabilir. Maun Suresi bu iki şeklin her ikisini de lanetliyor. Kur’an, ‘dinci dinsiz’ tiplere, Müslüman muamelesi değil, ' Anadolu dinci dinsizliğinin saltanatı. Bir tarih terimi olarak engizisyon, din adına saltanat kurmuş binlerinin güdümündeki mahkemeleri ve bunları kotaran çıkarcı Allahsızların zulümlerini ifade etmek için kullanılır. Bu dincilik zulmünün Batı’daki ana vatanı İspanya, kofanaları ise dinci dinsiz kilise babalarıdır. Engizisyonun kelime anlamı ‘soruşturma’ demektir. O halde din adına soruşturmanın bulunduğu her yerde engizisyon var demektir. Soruşturmanın, engizisyon mahkemelerinde yapılmaması işin esasını değiştirmez. Engizisyon ortaçağda, Katoliklerde kilisenin dayattığı inançlara karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan Katolik kilisesi mahkemelerinin adıdır. Meseleye dinci dinsizliğin insanlığa, özellikle gerçek dindarlara yaptığı zulümlerden bakarsak, engizisyonun tarihi Batı’dakinden çok önceye gider. Anavatanı da Emevî halifelerinin egemen oldukları Müslüman coğrafyalardır. Başka bir deyişle, meleye kavramsal ve işlevsel zeminde bakarsak, engizisyonun öncüleri Emevîlerdir. Bu demektir ki, esas engizisyon, Batı’dakinden yaklaşık 7 asır önce Arap-Emevî zorbalarınca Müslüman dindarlara uygulanmıştır. Bu Emevî engizisyonundan en büyük kahrı çekense İslam düşüncesinin aşılmamış hukuk dehası ve Müslüman tarihte akılcılığın öncüsü olan İmamı Azam Ebu Hanîfe’dir. Şöyle veya böyle, tüm engizisyonlarda, din ekipleriyle siyaset ve yönetim ekiplerinin el ele vermesi kaçınılmazdır. Birinden biri yan çizerse engizisyon uygulanamaz. Zulmün en kanlı kurumu olan engizisyonun her kanadında soruşturma daima kutsala vekâleten yapılır. Zulüm omurgası da işte bu ‘kutsala vekâlet’ kavramıdır. Hıristiyan engizisyonu bunu Tanrı’ya vekâlet, Emevî engizisyonu ise Peygamber’e vekâlet (halifelik) olarak yürüttü? ‘Peygamber’e vekâlet’ kurumu kabul edilen hilafet, engizisyonun Emevî sistemindeki dayanağıdır. ("KUR'AN'IN YARATTIĞI DEVRİMLER")

1 Ağustos 2025 Cuma

3 Ağustos 2025 Bursa Türk milliyetçileri mitingi; -2-

"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ, (ZAFER PARTİSİ.., vb.) NATO-GLADİO ARTIĞI, SİYONİST-DESTEKÇİSİ KLANİSTLER İLE ASLA İTTİFAK ETMEMELİDİR!." (AHZAB Hattı / HANDAĞI)