11 Kasım 2025 Salı

İhsan Eliaçık Zohran Mamdani'yi yorumladı:




"Tüm yeryüzü mabetse, tüm meşru fiiller de ibadettir"

 Havra, kilise ve cami duvarı seyretmeyi ibadet sayanların denizi ve çiçekleri seyretmeyi nasıl değerlendirdiklerini merak etmeliyiz. Biz onların çiçeklerden, kuş seslerinden söz ettiklerini hiç duymadık. Çiçek cennetin sembolüdür. Onların dünyasında çiçek olsaydı dünyayı cehenneme çevirmez, kendileri dışındakileri cehennem kütüğü gibi görmezlerdi!.

7 Kasım 2025 Cuma

Devr-i İstibdad;

 Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,

Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd!

Diyor ecdâdımız makberlerinden: “Ey sefîl ahfâd ,
Niçin binlerce ma’sûm öldürürken her gelen cellâd,
Hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd?

Yüz milyon ahâlî üç şakînin böyle mahkûmu
Olup çeksin hükûmet nâmına bir bâr-ı meş’ûmu !
Utanmaz mıydınız, bir saysalar zâlimle mazlûmu?
Siz, ey insanlık isti’dâdının dünyâda mahrûmu,
Semâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhûmu!”

O birkaç hayme halkından cihangîrâne bir devlet
Çıkarmış, bir zaman dünyâyı lerzân eylemiş millet;
Zaman gelsin de görsün böyle dünyâlar kadar zillet,
Otuz üç yıl devam etsin başından gitmesin nekbet ...
Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!

Semâ-peymâ iken râyâtımız tuttun zelîl ettin;
Mefâhir bekleyen âbâdan evlâdı hacîl ettin;
Ne âlî kavm idik; hayfâ ki sen geldin sefil ettin;
Bütün ümmîd-i istikbâli artık müstahîl ettin;
Rezîl olduk... Sen ey kâbûs-i hûnî, sen rezîl ettin!

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
'Bu bir cânî!' dedin sürdün-ya mahkûm eyledin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdâna, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se...
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblîs’e!

Değil kâbûsun artık, devr-i devlet intibâhındır.
Gel ey nâzende hürriyet ki canlar ferş-i râhındır.
Emindir mevki’in: En pâk vicdanlar penâhındır.
Serâpâ mülk-i Türk müeyyed taht-gâhındır
Serîr-ârâ-yı ikbâl ol ki; bir millet sipâhındır .

* * *


31 Ekim 2025 Cuma

"GÜRCÜ-KLANI BİLOYU İŞARET ETMİŞ!."

Bir ay kadar önce -ilçe başkanı ile- ziyaretimize gelen, -merhum- babamın arkadaşı ve ortağı (sabık) m.vekili; "- Biz ak partiliyiz, (gürcü ilçe başkanını işaretle) bunlar da akp.'li demiş idi?" Dün bu videoyu izleyince taşlar yerine oturmuş oldu! "Nasrani Emine hanın, Belalı işaret etmiş?" Ne yaparsa yapsınlar, bu "SİYONİST-KLANİST, MOĞOL SÜRÜSÜNÜ" tarihin çöplüğüne gömeceğiz (bi-İZNİLLAH). (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

29 Ekim 2025 Çarşamba

"Cumhuriyete karşı rezillik ve Saray'ın köpeklerinin perişanlığı;"

- Merhum - Ağabeyimiz, "Benim ancak cesedim susar" diyor, lakin cesedinin de susmadığının-susturulamadığının şahidleriyiz;

24 Ekim 2025 Cuma

"EN BÜYÜK SAVAŞ ALANI TÜRKİYE;"

İşte bunun içindir ki, İslam dünyasının günümüzdeki ‘en büyük savaş alanı’ öyle sanıldığı gibi Afganistan, Irak, Libya, Suriye (Filistin) falan değildir; Türkiye’dir. Geleceğe yönelik en büyük etkiler Türkiye’de verilen savaşın sonuçlarıyla belirlenecektir. Türkiye’de son yıllarda verilen Kuvvayı Milliyecilerle saltanat dinciliği, Cumhuriyet mirasıyla geleneksel Emevî-şirk mirası arasında Batı’nın destek ve kontrolünde sürüp giden büyük savaş, Arap Baharı denen lanetli güdümün yarattığı savaşlardan da Suriye (Filistin) ve lrak’taki savaştan da çok daha büyüktür, çok daha anlamlıdır. Özgür yaratıcı benlik haykırışlarının yaşadığımız günlerdeki en güçlülerinin yankılandığı coğrafya da Türkiye’dir. Hedef, Ortadoğu coğrafyasında, İsrail’den daha büyük devlet bırakmamaktır. BOP, işte budur. Sağa sola hiç çekmeden ve büyük bir üzüntü duyarak söyleyelim ki, Müslüman dünya, kendisine kurulan emperyalist tuzağa düşmüştür. Cumhuriyet sayesinde bir istisna gibi duran Türkiye de ayaklarını ve kanatlarını tuzağa kaptırmak üzeredir. 1950’lerden sonra oynanan, Yeşil Kuşak İslâmî, Afganistan'daki Taliban oyunu, şimdilerde yine bizim üzerimizden oynanan İlımlı-İslam oyunu büyük haçlı-siyonist senaryonun muhtelif perdeleridir. İslam bir ‘ilkellik ve dehşet sistemi’ olarak lanse edilebilmiştir. Kinini din, kan dökmeyi ibadet, "oyuna gelmeyi-aldanmayı-aldatmayı" zafer sanan akıl ve aydınlık düşmanı birtakım ciasalcı çeteler aracılığı ile... Son ve kesin zafer, Türkiye'nin düşürülmesiyle elde edilecektir. Ana hedeflerden birincisi Türkiye’dir. On hazırlıklar, Cumhuriyet düşmanı hurafe ve sömürü dinciliğine zaten yaptırılmış bulunuyor. Yaşadığımız günler, hazırlık döneminde ekilen fidanların meyvelerinin devşirilmekte olduğu günlerdir. Emperyalizm ve yamakları, olanca gayretleriyle bunu sağlamanın peşindeler ve tabi ki hüsrana uğrayacaklar!. Cennetin en imrendirici tasvirleri su merkezlidir. Nehirler, bazen saf-bal nehirleri olarak tasvir edilir. Cehennemin belirgin özelliklerinden biri de sudan mahrumiyettir. Cehennem bir anlamda, içilecek vasıfta suyun bulunmadığı yerdir. Şu tasvirdeki kahredici susuzluğa bakın: “Ateş halkı, cennet halkına seslenir: ‘Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!* Şu cevabı verirler: ‘Allah, o ikisini de, gerçeği örten nankör-zalimlere haram kılmıştır.’* (Araf, 50} Su, Kur’an’a göre, hayatın, mutluluğun, o arada yeşilliğin, ziraatin de esasıdır: “O küfre sapanlar görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan imal ettik. Hâlâ iman etmeyecekler mi?” (Enbiya, 30)
17 ağustos 1999 depreminden sonra güya yardım mahiyeti adı altında -Arifiye /Hanlıköy- "Tank-Palet Fabrikalarına" yakın bir mıntıkada, geniş bir araziye kurdurulmuştur. ayrıca bir ilk-öğretim okulu da yaptırılmış ve ülkemizin müstemleke haline getirilmesine ivme kazandırılmıştır!.

23 Eylül 2025 Salı

"حاليمه بنت ياچوب"

Bu kadının babası Yakup amcanın 1998-99 yılları arasında S. Arabistan'ın Mekke şehrinde ki evinde kiracısı olarak kaldım, amcanın elektronik ve klima tamir-bakım atölyesi var idi ve orada Yemenli-Malezyalı ustalar çalışırlardı. Bu kızını da onlardan birine vermiş demekki? 1960 larda hac vesilesi ile gelmiş ve suud vatandaşlığı almış iyi bir insan olarak tanıdık kendisini. İmdi kadınlardan emir olur mu? sorusuna gelecek olur isek; Umman da uygulanan haricilerden kopmuş "İbadiyye" mezhebi buna cevaz vermektedir ve gayet kuvvetli ictihat-delil ileri sürerler. Zalim-Fasık sultana itaat edilmeyeceği ve güvenilir bir er kişinin bulunamadığı ortamda, kadının seçimle emir yapılabileceğine cevaz verirler ki, ben dahi görüşleriyle mutabıkım!.

"al baraka" denen "tefeci-bezirgan amerikancıklar" güruhu üzre, Mülahazat - 1 -

Gayr-i milliliğin dibine vurmuş, "Türk" ibaresine ve vatanına düşman suud menşeili (güya) finans kurumu? Kimleri finanse ettiğine bakılırsa durumun vehametinin iğrenç ötesi olduğu anlaşılır? Dört seneyi aşkın bir vakittir oğlumu kürek mahkûmundan beter, "tehdid - şantaj ve mobbing" muamele ile köle gibi çalıştırıyorlar? Askerlik dönüşü ayrılma emareleri görünür iken, çocuğuma nasıl bir baskı şantaj yaptıysalar ki eğer, benden uzaklaştırıp, benle konuşmayacak raddeye getirdiler? Seçim döneminde -Hendekli hempaları- bir "pravakatör-ajan" vasıtası ile seçime müdahale ettikleri ve çocuğumu seçim sonuçlarına (lehime) müdahaleden menettikleri anlaşılıyor? Bu suud-araplarının "paraya-mala tapınmada" mekke müşriklerinden ileri olduklarını bilirdim, lakin bu kadarını tahmin edememişim! Bu "imansız - Allahsız - namussuzlar" gemi azıya almışlar, bop-sarayın "gürcü siyonistiyle beraber" Türk çocuğunu köleleştirip sapıklıklarına manivela-alet etmeye kalkışıyorlar? Haddi zatında sonlarının "kureyza yahudileri" gibi olacağını -domuz gibi- bilirler, lakin Allah(Azim eş Şan)'ın "KAHHAR ve MUNTAKİM" sıfatlarına iman etmezler, hadi bakalım? (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

21 Eylül 2025 Pazar

"Tasavvufçulardan İsrailiyat ev Hikayat" (Safi Arpaguş)

Hıyanet işlerine atanan -tasavvufçu- prof. ismini yıllar önce (meslektaşı, Ankara ilahiyattan) Ethem Cebecioğlu hocanın telif ettiği "tasavvuf terimleri sözlüğün" de gördüm deyu hatırlıyorum! O zamanlar tasavvufa merakımız münasebeti ile (altınoluk dergisinde) Hasan Kamil Yılmaz hocayı, (Rizeli) İsmail - Mustafa Kara kardeşleri, hatta F. Gülen'in (tasavvuf terminolojisiyle yazdığı) "kalbin zümrüt tepeleri" adlı kitabını hediye ettiler ve okudum. O zamanlar Ethem Cebecioğlu hoca talebesi (yetişmemizde büyük emeği olan) -üstadımız- Dr. Necati Öztürk hocamıza gönderdiği tasavvuf dergilerini iştiyakla takip ve tetkik ettik. İmdi Bursa ilahiyattan Süleyman Uludağ ve (bilhassa) Mustafa Kara (Alman müsteşrik) Annamaria Şimel (Cemile Alatlı)'nın tilmizinin ve (ingiliz dön(e)me(me) Hamit Algar hakkındaki övücü yazıları tasavvufcular hakkında işgillenmemize sebeptir? Bu kişinin de bilhassa H. Kâmil Yılmaz üzerinden bu gruba dahil olduğunu düşünüyorum? Bu M. Kara denen rizeli, (alaman üstün hizmet nişanesi olan) A. Şimel gâvuru kadına vefatında (eb-cet hesabı ile) "Cenazeye gelen, 3'ler - 7'ler - 40'lar Cemile bacı için, er kişi niyetine dediler?" deyu taltif düzmüştür!. (AHZAB Hattı / HANDAĞI)
İmdi, -merhum- Yaşar Nuri Öztürk hoca da tasavvuf profesörü, (güya) bu za(r)t da? birde "alerbaşın" elini öpüyor, Diyanet "şaaptı baba tekkesimidir" deyu sormak lazım?

16 Eylül 2025 Salı

- 3 -

-Normal Sözlük- "israil" Başlığından; Bu ahval ve şeraitte dahi, imha edilmeleri (kureyza yahudileri gibi) -leşlerinin kuyulara doldurulması- an meselesidir? Bir "Haydar-ı Kerrar" veya (Selman-ı Pak muharebesi galibi) -kıyıcı- "Ali Nureddin paşa" misali er kişinin meydana çıkmasına bakar? "Telef - telef - illâ telef!."(Bi İznillah)

9 Eylül 2025 Salı

-Normal Sözlük- "Türklerin ırkçı olmadığı gerçeği" başlığından;

Dün Akyazı devlet hastahanesine gitmem gerekti (nöroloji doktoruna muayene için). Neyse dolmuşa bindim hastaneye gidiyoruz, minibüsün çoğunluğu (şoför dahil) "kırmançi (-güya- kürtçe)" konuşuyor? Arka sırada yanındaki ile konuşan yaşlı kadın, konuşma arasında "dünya malı, dünyada kalır" cümlesini "türkçe" söyledi ve kırmançiye devam etti? Be kadın, madem konuşmanın hepsini kırmançi konuşamıyorsun ne demeye hala (ısrarla-iştahla) konuşmaya, kime-neyi kanıtlamaya çalışıyorsun? O ara arabaya el etti birisi, şoför de "bu araba değil 10 dakika sonra geçecek olan araba" deyu cevap verdi? Sonrada yanındakine, "attım bir yalan, araba ancak yarım saate gelir, beni niye boşuna durduruyor ki, beklesin şimdi?" dedi. Yanındaki de önce kırmançi, arkada (beni fark edince) Türkçe "neden yalan konuşuyorsun ki?" deyu çıkışı-verdi. Bilhassa "çerkez-gürcü-abaza" kabilecilerin azdırdığı bu "2'ci kanala geçip, Türk milletini rencide etme" namussuzluğu hayra alamet değildir? Elbet bir gün devran döner, hesabını çok acı bir hal ile öderler? (AHZAB Hattı / HANDAĞI)