28 Şubat 2026 Cumartesi

Süzme Amerikancıkist (Türkçü-Siyonist) Domuzcuklara;

91 Genel seçimleri (3 parti ittifakı ile) yirmi küsür m. vekili çıkaran "küflükeş mel'unu" vekillerin rp.'den istifa dilekçelerini seçim kuruluna verirken, biryandan da (kudurmuş köpek gibi) "biz tabiki güçlüden yana, amerikadan yana olacağız" deyu gazetecilere demeç verir idi? alsınlar imdi o amerika "ebeleri örekesine mart karını yağdırsın?"

22 Şubat 2026 Pazar

-Normal Sözlük- "incinmişsin dedi" başlığından;

Hafize kızımızı acile kaldırdık bu gece, doktor kadın "görünürde bir şey yok, pisikologdan da sıra alın birde o görsün?" deyince bu tabir aklıma düştü!. Cümlemizin, çoluk - çocuğumuzun, yaşlımızın - gencimizin hal ve hayatını -hoyratça- mahvettikleri halde, psikoloğun "incinmişsin!" Demesinden ürker olduk? İmdi, ha bu "Allahsız - imansız - kitapsız - namussuzluğun" yanlarına kâr olarak kalacağını asla kabullenemeyiz!!.

12 Şubat 2026 Perşembe

Yaşasın - Varolsun "CUMHURİYET"

Pasaport çıkarmak için nüfus idaresine gittim, Salona asmışlar bu tarihî resimleri!. (bilmediğim) yeni tarihi bilgiler öğrendim; mesela 1940'larda kurulan "İsmet paşa" olan ilkokulun ismi sonradan "Ziya Gökalp" olarak değiştirilmiş? Hendeğimizin milliyetçilik bilincini bir kez dahi takdir ettim. Burası Sakarya - Handağı hafız, lagalugacı - amerikancikların adı esamesi okunmaz, o kadarrr!.

1 Şubat 2026 Pazar

HAK EDİLMİŞ BİR GALİBİYETİ MÜDAFAA;

"Amerikalı olmak için zahmete girmeye gerek yok. Tarihte zahmet yükünü çekemeyenler Amerikalı oldu. Günümüz şartlarında Amerikalı olmakla, olmak istemekle zahmetsiz galibiyet, istemek müterâdiftir. Türk olmak hak edilmiş bir galibiyeti müdafaa ile mümkündür. Türk olmak için tarihte bir zahmete girilmiş ve bunun semeresi alınmıştır. Şimdi yeni bir zahmet dönemi bahis konusu değildir. Semerenin müdafaası kifayet eder." (AHZAB Hattı / HANDAĞI)

29 Ocak 2026 Perşembe

"ÜÇÜN BİRİNİ ALMAK: AKP, MHP, PYD"

"SERMAYENİN SAMUR KÜRKÜ PYD’NİN HÜSRANI (I-II)" "İnsan varlığı ve Türk varlığı ahiret yurdunun esas alınması bahsinde müteradiftir. Çünkü kâfirlerin Geç Antikite diye adlandırdıkları zaman diliminde Kayserin ve Kisranın esasa dünya hâkimiyetini alarak ahiret yurdunun hayrına engel teşkil etmelerinin tasfiyesi Resulü Ekrem’in Risâlet’inin gayesi idi. Aynı gaye hem derebeylikler çağında Türklerin bir vatan sahibi olmaları sırasında, hem de kapitalizm ölüm döşeğine düştüğü günlerde bu vatanı elde tutma ısrarlarıyla tahakkuk etmiştir. Bu son aşamada Araplar dünya malına tamah edip İngilizlerle anlaşarak Türkleri kendi başlarına bırakmış, buna mukabil Kürtler dünya menfaati hatırına ahiretlerini feda etmeyeceklerini beyan ederek başının çaresine bakmaya çalışan Türklere kurşun sıkmaktan imtina etmişlerdir." (İsmet Özel, 16 Haziran 2016) "PYD Rusya’da, İsveç’te açtığı bürolara, medeni dünyadaki saygınlığına rağmen Akdeniz’e uzanan koridoruyla Kürdistan’ı gerçekleştirme bahsinde hüsrana uğrayacak. Çünkü dünyadaki Kürtlerin % 80’i Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’de yaşayan Kürtler ise kendi mevcudiyetlerini kendi gözlerinde Türk tarihinden tecrit ederek canlandıramaz. Türkiye’de Türk tarihi dışında kendine yer bulamayan Kürtler yaşamaktadır ve bunlar dünya Kürtlerinin ekseriyetidir.. PYD Kürt ekseriyetin burun kıvırdığı bir Kürdistan için nasıl destek toplayacak?" (İsmet Özel, 20 Haziran 2016) Ve dahası var; "ÜÇÜN BİRİNİ ALMAK: AKP, MHP, PYD" başlıklı yazı; 'Bu üçten ilk ikisi sallantıda ve sarkık, üçüncüsü ise kararsız ve kalkıktır. Bunlardan hüsranını tanımağa namzet kalkış neticesini idrake mahkûm edildiği halde yüzüne henüz karar vicahen tebliğ edilmemiş olan PYD görünüyor. İlk ikisinin ne olursa olsun, herhangi bir şeyi tanıma yeteneği bulunmamaktadır. İşlerin neden bu tarzda döndüğünün tarihi, siyasi, sosyal, felsefi, ekonomik, sosyolojik, sebepleri var; ama ben size vaziyete ışığı kestirmeden tutacak esaslı bir sebep göstereyim: Hayatlarını ipotek etmeksizin yaşayamamaktan maada bunu bahşişe konabilmek mukabili yapan ve netice olarak hayatlarının rehinciye terkinden saadet hissi alan kimseler ikballerini AKP’nin ve MHP’nin ayak sürüyüşünde arayanlardır. PYD bünyesinde ise yaşayabilme imkânlarını hayatlarına ipotek koydurmadıkları miktarda kullanabileceğine inanan kişiler bulunuyor. Uçuk-kaçık sözler mi bunlar? Uçmayanların ve kaçmayanların Tansu Çiller’e Refah-Yol hükümetine rıza göstermediği takdirde divan-ı harbe gideceği tehdidini savuranlardan ibaret kaldığını düşünenler nazarında, evet. Çok şey değil, hemen her şey günlerimizin bilinçsizliğin ve duyarsızlığın süslediği şekliyle geçmesine sebep oluyor. Meselâ görünürde Türkiye’nin alacağının neden sadece üçün biri olup da, dördün biri olmadığını merak etmiyoruz. Dördüncüsünü, CHP’yi neden zikre ve ikrara ihtiyaç duymuyoruz? Bir yandan Türkiye’nin çok partili seçime geçtiği 1946’dan beri girdiği hiçbir seçimi kazanamadığı öne sürülen, diğer yandan TC devletinin anaç partisi, TC resmiyetinin öz partisi olduğu iddia edilen CHP neden hesap dışıdır? Dünya Sistemi onu 27 Mayıs 1960 sabahı kullanışsız şekle getirdi, pratik değerini kaybetti. Görünürde DP iktidardan düşürülmüştü. Gerçekte yok edilen CHP’nin DP’yi seçim yenilgisine uğratma imkânıydı. 27 Mayıs 1960 hareketi bir tür asriliğin Türk milletinden güç alma ihtimalini ortadan kaldırdı. Asrilik ancak Dünya Sistemi lehine görev almağa hazır unsurların birbirleriyle itişmelerine yakıştırılan şey olarak ve Türk topraklarını zapt ü rapta yarayan bir güç haline gelerek kabul gördü. Bilinçsizlikle ve duyarsızlıkla süslenmiş bir algılama bölgesinde benim yapabileceğim bir iş var mı? Hayır, yok. Bu yazıyı yazmağa giriştiğimde size kendimin niçin gerek AKP’ye ve gerekse MHP’ye hayat sahası temin eden dinamiklere uzak, giderek düşman olduğunu, buna mukabil PYD’nin parlaklığını sağlayan dinamiklerle ne derecede dost, o dinamiklerle nasıl içli dışlı olduğunu izah etmek niyetindeydim. Yazı ilerledikçe niyetlendiğim şeyi başarmağa güç yetiremeyeceğimi fark ettim. Yazarlık hayatımın ilk gününden itibaren yanlış anlaşılma ihtimaline kötü gözle bakmadım. Okurun bildiğini okuması beni tedirgin etmedi. Yeter ki, bir şey anlama zevkine talip olunsun. Geçen zaman haysiyet kaybı korkusu getirdi bana. Birileri içlerine çektiği zehri yüzüme üfürsün istemiyorum. Bahaeddin Nakşibendi’nin müritlerinden biri şeyhe şunu söylemiş: “Efendi hazretleri, bize çok güzel, çok manalı sözler söylüyorsunuz; ama bize bunları nasıl anlamamız gerektiğini öğretmiyorsunuz”. Şeyhin cevabı şu olmuş: “Evlâdım, ben sizin önünüze lezzetli ve nadide meyvelerle dolu bir sepet koyuyorum. Sen de bana bunları bizim için yeyiver diyorsun”. Bu naklettiğim hikâye benim halimi izah eder mahiyette değil. Çünkü ben şimdiye kadar kimin önüne armut sepeti koymuşsam dünyadaki bütün armutların sapı, kimin önüne üzüm sepeti koymuşsam dünyanın bütün üzümlerin çöpü şikâyet konusu oldu. Peki, o sulu armutlara, o rengârenk üzümlere ne oldu? Onların hepsi gövdeye indi." (İsmet Özel, 20 Mayıs 2016 'İstiklal Marşı Derneği")
Edit: İ.m.d. portalı (Üçün birini almak:Akp,MHP,pyd) yazısını siteden kaldırmış, bir haber portalı -analiz adı altında- yazıyı sitesine alintilamasa kaybolup gidecek? -Bu Mel'anet de- Bizi dernekten kovduranların bir tertibi olarak kayda geçsin!.

22 Ocak 2026 Perşembe

"Gürcü-arap (GÜRARP) Krallığı?"

"Ben gürcüyüm, hanım arap" diyen siyonistin (aynı suud-siyonist krallığı gibi) veledi "gürarp-biloyu veliaht" tayin etmek sureti ile (amerik-israile de yaslanarak) giriştiği son mel'anet. (Yaban-domuzu kıçı yalayıcı), buldok-sürüsü ak-itler; "DUA ETSİNLER Kİ GÖKTEN KEMİK YAĞSIN, (HADİ YÜRÜYÜN BAKEM) KÖPRÜ ALTINDAN GEÇEN ARABALARI SAYMAYA?" (AHZAB HATTI / HANDAĞI)

16 Ocak 2026 Cuma

-Gazeteci- Serdar AKİNAN Bey'e Cevaben;

Serdar (Akinan) bey; Hendek beld. Başkanlığınnı 1999 - 2014 arası 15 sene yapan bir yamyam, 2015’de vekil seçilerek 34 milyon lira (o zamanki kurdan 30 milyon dolar) borç devrediyor, atama ile gelen başkan 2019'da aday olamıyor ve yeni başkana 110 milyon lira (o zamanki kurdan 20 milyon dolar civarı) borç devrediyor? 2024 seçimlerinde seçimi kazanamayıp kayyum atanıyor ve çok fazla borç devraldığından yakınıyor? Seçimi kaybeden gürcü - yamyamın (900 parça belediye arazisinin 150 parçasını satarak) -sadece- seçim kampanyasına 150-200 milyon lira (dolar kuru ?) harcadığı biliniyor!. Şimdi güya kavga ediyorlar, "SEN ÇOK ÇALDIN - BEN AZ ÇALDIM?" deyu. Daha iki seneyi doldurmadan kayyum "PÜSKÜLLÜ-BELAYI" kasvet sarmış görünüyor? Kimse marak etmesin o çaldıkları fitil-fitil burunlarindan getirilecektir?(bi-İznillah)

5 Aralık 2025 Cuma

اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ "Biliniz ki Müşrikler birer pisliktir" (-2-)

"Ekmek herkese yetecekti aslında, Tarlaya karga dadandı. Ambara fare, fırına hırsız, Memlekete (papaz sikertmesi) harami. Geldikleri gibi gitmediler, Kimi itini bıraktı, kimi bitini, Kimi de piçini, Yoksa bu kadar cibiliyyetsizin, Bizden olması mümkün değil...!!!" (Ahzab Hattı / HANDAĞI)

11 Kasım 2025 Salı

İhsan Eliaçık Zohran Mamdani'yi yorumladı:




"Tüm yeryüzü mabetse, tüm meşru fiiller de ibadettir"

 Havra, kilise ve cami duvarı seyretmeyi ibadet sayanların denizi ve çiçekleri seyretmeyi nasıl değerlendirdiklerini merak etmeliyiz. Biz onların çiçeklerden, kuş seslerinden söz ettiklerini hiç duymadık. Çiçek cennetin sembolüdür. Onların dünyasında çiçek olsaydı dünyayı cehenneme çevirmez, kendileri dışındakileri cehennem kütüğü gibi görmezlerdi!.

7 Kasım 2025 Cuma

Devr-i İstibdad;

 Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,

Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd!

Diyor ecdâdımız makberlerinden: “Ey sefîl ahfâd ,
Niçin binlerce ma’sûm öldürürken her gelen cellâd,
Hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd?

Yüz milyon ahâlî üç şakînin böyle mahkûmu
Olup çeksin hükûmet nâmına bir bâr-ı meş’ûmu !
Utanmaz mıydınız, bir saysalar zâlimle mazlûmu?
Siz, ey insanlık isti’dâdının dünyâda mahrûmu,
Semâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhûmu!”

O birkaç hayme halkından cihangîrâne bir devlet
Çıkarmış, bir zaman dünyâyı lerzân eylemiş millet;
Zaman gelsin de görsün böyle dünyâlar kadar zillet,
Otuz üç yıl devam etsin başından gitmesin nekbet ...
Bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!

Semâ-peymâ iken râyâtımız tuttun zelîl ettin;
Mefâhir bekleyen âbâdan evlâdı hacîl ettin;
Ne âlî kavm idik; hayfâ ki sen geldin sefil ettin;
Bütün ümmîd-i istikbâli artık müstahîl ettin;
Rezîl olduk... Sen ey kâbûs-i hûnî, sen rezîl ettin!

Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
'Bu bir cânî!' dedin sürdün-ya mahkûm eyledin hapse.
Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdâna, her hisse,
Düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se...
Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i İblîs’e!

Değil kâbûsun artık, devr-i devlet intibâhındır.
Gel ey nâzende hürriyet ki canlar ferş-i râhındır.
Emindir mevki’in: En pâk vicdanlar penâhındır.
Serâpâ mülk-i Türk müeyyed taht-gâhındır
Serîr-ârâ-yı ikbâl ol ki; bir millet sipâhındır .

* * *